Be?ikta? BjkArena | Be?ikta?'?n Forum Sayfas?

Yar??ma Ba?lad? Ayr?nt?lar ?çin T?klay?n?z
DELİKANLI SİTE RENKLİ OLMAZ !

Geri git   Be?ikta? BjkArena | Be?ikta?'?n Forum Sayfas? >
SPOR ARENA
> Türkiye'den ve Dünya'dan Spor > Basketbol
BjkArena Forum Beşiktaş Lisanslı Ürünler Profil Ayarlarım Takvim Kayıt ol Bütün Forumları okunmuş kabul et



Bjkarena Konu Bilgileri
K?sayol
Konu Basligi
EuroBasket 07 İspanya
Cevaplar
88
Sonraki Konu
sonraki Konu
Görüntüleyenler
 
Görüntüleme
3107
Önceki Konu
önceki Konu

Yeni Konu aç Cevapla
 
Seçenekler Stil
Alt 03.09.07, 04:10   #1
Mete Gültekin
Mustafa Denizli
 
Mete Gültekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
____________________
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 9.548
BJKARENA Üye No:6246
Teşekkür: 766
1.402 mesaja, 316 teşekkür
BJK Puanı: 96749
Şehir:

EuroBasket 07 İspanya

TAKIMLAR:



Almanya



Eurobasket 2007'ye katılan takımlar içinde Almanya gerçekten çok farklı bir yere sahip. Bunun ana nedeni ise diğer çoğu takımın aksine takımın bir oyuncu etrafında kuruluyor olması. Bu oyuncunun da NBA'in kalbur üstü forvetlerinden olan ve geçtiğimiz sezon ligin en değerli oyuncusu seçilen Dirk Nowitzki olması Panzerler'i ciddi bir ekip haline getirmeye yetiyor.

Gerçekten Nowitzki tek başına bu takımın her şeyi ancak takımda önemli katkılar yapan ancak Nowitzki'nin gölgesinde kaldıkları için ön plana çıkamayan Ademola Okulaja, Robert Garrett ve Patrick Femerling gibi isimlerin de Almanya'nın aldığı başarılardaki payları unutulmamalı.


1993 yılında gelen Avrupa Şampiyonluğunun ardından Nowitzki'li dönemde önce Indianapolis'teki 2002 Dünya şampiyonasında bronz madalya ardından Sırbistan'da düzenlenen Eurobasket 2005'de gümüş madalyaya ulaşma başarısını gösteren Almanya geçtiğimiz yaz Japonya'da düzenlenen Dünya Basketbol Şampiyonasını ise Nowitzki'nin 23,2 sayı ortalamasına rağmen ancak sekizinci tamamlayabildi.

Gelecek yaz düzenlenecek olan 2008 Pekin Olimpiyatları sonrası milli takımı bırakabileceğini açıklayan 28 yaşındaki Dirk Nowitzki, yaş olarak artık emektar seviyesine gelmek üzere olan Ademola Okulaja, Patrick Femerling ve Pascal Roller gibi isimlerin tamamının yada birkaçının belki de milli takım düzeyindeki son şampiyonası olan Eurobasket 2007'de head coach Dirk Bauermann'ın Robert Maras, Jan Jagla gibi genç yetenekleri şampiyonanın gidişatına göre daha fazla kullanabileceği belirtiliyor.

Panzerler için hedef, belki de Notizki'li kadroyla katıldıkları son şampiyona olan Eurobasket 2007'de Litvanya, Türkiye ve Çek Cumhuriyeti'nin yer aldığı grupta zirveye ulaşarak Pekin biletini almaya çalışmak olacaktır.

YILDIZ OYUNCU: DIRK NOWITZKI

Çoğu otorite tarafından en iyi Avrupa'lı basketbolcu olan Dirk Nowitzki, yaş olarak 30'lara varmasına rağmen oyunundaki gelişmeyle dikkatleri üzerine çekiyor.

2005 yılında Eurobasket 2005'in MVP'si, aynı yıl FIBA tarafından "Yılın Avrupalı Basketbolcusu" seçilen Dirk, 2005-2006 sezonunda ise takımı Dallas Mavericks ile NBA finali oynama başarısını gösterdi.
Yükselişini 2006-2007 sezonunda da sürdüren Nowitzki, Dallas Mavericks'in normal sezonda NBA'nın en başarılı takımı olmasında başrolü oynayan isimlerinden biri oldu ve birkaç sezondur kaçırdığı ligin MVP'si ödülünü 2007 yılında almayı başardı.

Uzun boyuna rağmen üçlükleri, jump shot'ları kusursuz yakın bir şekilde atan Dirk pas yeteneği ve alçak posttaki etkinliğiyle de dikkat çekiyor.
Saha içinde takım arkadaşlarını motive edebilme yeteneği saha dışında ise verdiği demeçlerle gerçek bir takım lideri olan 28 yaşındaki oyuncu bu özellikleri sayesinde hem Dallas Mavericks'de hem de Alman milli takımında bu sorumluluğu başarıyla üstlenmeye devam ediyor.
2008 Pekin Olimpiyatları'ndan sonra milli takımı bırakma ihtimali olduğundan yıldız oyuncuyu bu şampiyonada çok daha motive olmuş ve istekli bir durumda görmemiz muhtemel.

Kadro
Mithat Demirel (181-G-78) (Serbest)
Patrick Femerling (216-C-75) ALBA Berlin
Robert Garrett (193-G-77) Brose Baskets Bamberg
Demond Greene (185-G-79) Brose Baskets Bamberg
Guido Gruenheid (206-F/C-82) Hanzevast Capitals Groningen
Steffen Hamann (194-G-81) Brose Baskets Bamberg
Johannes Herber (197-G-83) ALBA Berlin
Jan-Hendrik Jagla (213-F-81) DKV Joventut Badalona
Dirk Nowitzki (213-F-29) Dallas Mavericks
Ademola Okulaja (202-F-75) Brose Baskets Bamberg
Pascal Roller (180-G-76) Deutsche Bank Skyliners Frankfurt
Stephen Arigbabu (206-C-35) Olimpia Larissa

Antrenör: Dirk Bauermann

Çek Cumhuriyeti




Bayanları Avrupa basketbolunu domine ederken erkeklerde NBA'ya gönderilen Jiri Welsch ve Avrupa basketboluna hediye edilen Lubos Barton dışında başarısı bulunmayan Çek Cumhuriyeti, ikinci sınıf basketbol ülkesi olmaktan çıkıp 1993 yılında Slovakya ile ayrılmadan önce Çekoslavakya olarak aldığı 1'i altın 12 madalyalı yıllarına geri dönmeyi amaçlıyor.


1993 yılında bağımsızlığını ilan ettikten sonra basketbolda adeta çöken Çekler 1999 yılındaki Avrupa Basketbol Şampiyonası finallerinde Türkiye ve İtalya'nın ardından gruptan 3. olarak çıkıp final grubunda Almanya,Litvanya ve Yunanistan'ın arasından üçlü averajla grubu lider tamamlama başarısını göstermişti. Ancak bu başarısını sürdüremeyip çeyrek finale yükselemeden klasman maçları oynayan Çekler turnuvayı 12. sırada tamamlamışlardı. O turnuvada henüz 19 yaşında olan Lubos Barton 18.7 sayı, 5.7 ribaunt ortalamalarıyla takımını sırtlayan isim olmuştu.
Eurobasket 2007 elemelerinde ise Rusya, Macaristan ve Belçika'nın yer aldığı gruptan Rusya'nın ardından ikinci olarak çıkan ve İspanya biletini alan Çekler'de hedef 1999'dan sonra ilk kez katıldıkları bu şampiyonada Litvanya, Almanya ve Türkiye'den en az birini devirerek üçüncülük şansını yakalamak olacak.

Takımda göze batan üç oyuncu var. Bu oyuncular İspanya'nın Unicaja Malaga takımında forma giyen NBA patentli guard Jiri Welsch, yine İspanya'nın DKV Joventut takımında oynayan guard/forvet Lubos Barton ve Rusya'nın Ural Great takımında sezonu tamamlayan ABD asıllı guard Maurice Whitfield. Geri kalan oyuncular ise genelde Çek liginde forma giyiyorlar ve bu seviyede oynanan basketbola ne tecrübe ne de yetenek olarak uygun değiller.

Kadro
Pavel Benes (190-G-75) CEZ Basketball Nymburk
Stepan Vrubl (185-G-76) A Plus Brno
Jaroslav Prasil (200-F-80) BK Nova Hut Ostrava
Pavel Milos (200-F-79) BK Prostejov
David Hajek (201-F-77) Mlekarna Kunin Novi Jicin
Jiri Welsch (197-F-80) Unicaja Malaga
Ladislav Sokolovsky (201-F-77) CEZ Basketball Nymburk
Lubos Barton (200-F/G-80) DKV Joventut Badalona
Pavel Houska (201-F-84) BK SCE Decin
Petr Benda (203-F/C-82) A Plus Brno
Jakub Houska (206-C-82) BK SCE Decin
Ondrej Starosta (216-C-79) Strasbourg IG
Maurice Whitfield (186-G-73) Olimpiada Patron

Antrenör: Zdenek Hummel


Fransa



Kağıt üzerinde bakıldığında yetenekli ve atletik bir takım görünümünde olan Fransa turnuvanın favorileri arasında yer alıyor ancak bu kaliteli jenerasyon bir türlü şampiyonluk için yeterli olmuyor.


Eurobasket 2003'te namağlup olarak geldikleri yarı finalde şampiyon Litvanya'ya yenilip bronz madalya mücadelesinde de sakatlıklarla boğuşan İtalya'ya yenilerek İsveç'ten dördüncü olarak dönmeleri sonrası coach Alain Weisz'in görevine son verilip yerine şu anda takımın başında yer alan Claude Bergeaud getirilmişti.

Ardından Avrupa Şampiyonalarındaki 46 yıllık madalya özlemini Eurobasket 2005'te İspanya'yı 30 sayı farkla yenip bronz madalya alarak sona erdiren Horozlar, şampiyon olamamasına rağmen oynadığı pozitif basketbolla alkışlanmıştı.

Geçtiğimiz yaz Japonya'da düzenlenen Dünya Basketbol Şampiyonası'nda da hedef yine madalya idi ancak hazırlıklar esnasında takımın yıldızı Tony Parker'ın sakatlanarak kadrodan çıkarılması oyun kurucu sıkıntısı yaşanmasına neden oldu ve berbat hücum performansına rağmen Türkiye galibiyetiyle dünya beşinciliğini almayı başardılar. Görüldüğü gibi bu takımın neredeyse ölüsü bile iş yapacak kadar kaliteli.

Atletik özellikleriyle ABD'lilerin gözdeleri arasında yer alan Fransızlar 7 oyuncu ile NBA'deki etkinliklerini gösteriyorlar. Bu isimlerin tamamı İspanya'da olmayacak ancak en önemli isimlerin varlığı bile mavi beyazlıların şampiyonada iddialı olmasına yetebiliyor.

Takımdaki en önemli iki isim hiç kuşkusuz Tony Parker ve Boris Diaw. Diaw'ın yaşadığı sigorta problemi nedeniyle form tutması biraz zaman alabilir ancak yine de onun sahadaki varlığı, çok yönlü oyun stilinden dolayı taktiksel anlamda çok önemli olacaktır.

Bu iki isim dışında hazırlık maçlarında gösterdikleri performansla Denver Nuggets'li Yakhouba Diawara ve Los Angeles Lakers'lı Ronny Turiaf'ın da önemli katkılar yapması muhtemel.

Böyle kaliteli ve potansiyelli bir takımın ilk üç dışında alacağı her sonuç başarı olarak değerlendirilemez ancak yaşanması muhtemel sakatlıklar geçen yaz olduğu gibi bu yaz da Fransızlar'ın kaderini etkileyebilir.

YILDIZ OYUNCU: TONY PARKER

Altyapı kariyeri başarılarla dolu olan Tony Parker daha o yıllarda socutların dikkatini çekmeyi başarmıştı. (Yeri gelmişken 'ağabeylerimizden duyduğumuz kadarıyla' altyapıdaki uluslararası maçlarda Türkiye'ye karşı oynarken Muratcan Güler'in Tony Parker karşısında bireysel anlamda her zaman daha üstün taraf olduğunu belirtelim.)

2000 yılında U 18 milli takımyla Boris Diaw, Ronny Turiaf, Mickael Pietrus gibi şu anda kendisiyle birlikte NBA'da ter döken isimlerle Avrupa Şampiyonu olan Parker ardından 2001 draftında San Antonio Spurs tarafından draft edilerek NBA'ya ilk adımını atmış oldu.

Antonio Daniels, Terry Porter ve Steve Kerr gibi tecrübeli guardlarla birlikte Spurs'un başarılı olması için ter döken TP kısa sürede kendisini coach Greg Popovich'e kabul ettirdi ve hiç geri vermemek üzere ilk beşteki yerini sağlama aldı.

2007 NBA playoff'larında Spurs'un en önemli oyuncularının başında gelen Tony Parker, final serisinin 'En Değerli Oyuncusu' seçilmeyi başardı. Yani Eurobasket 2007'ye 'Kariyerinin zirvesinde bir Tony Parker geliyor' diyebiliriz. Bu durum doğal olarak olgunlaşmış basketbolunu da İspanya'da gösterebileceği anlamına geliyor.

Kadro
Joseph Gomis (180-G-78) Forum Filatelico Valladolid
Tony Parker (186-G-82) San Antonio Spurs
Yakhouba Diawara (198-F-82) Denver Nuggets
Tariq Kirksay (199-F-78) Unics Kazan
Cedric Ferchaud (192-F-80) PAU Orthez
Yohann Sangare (193-G-83) Adecco ASVEL
Pape Badiane (211-F/C-80) Roanne
Florent Pietrus (202-F-81) Unicaja Malaga
Sacha Giffa (197-G/F-77) Strasbourg
Boris Diaw (203-F/C-82) Phoenix Suns
Ronny Turiaf (208-C/F-83) Los Angeles Lakers
Frederic Weis (217-C-77) Lagun Aro Bilbao

Antrenör: Claude Bergeaud

Hırvatistan



90'lı yıllarda Drazen Petrovic, Toni Kukoc, Dino Radja, Stojko Vrankovic, Velimir Perasovic gibi yıldızlarla parkelerde fırtına gibi esen Hırvatlar daha sonra, bu isimler kadar olmasa da yeni yıldızlar çıkardılar ve eski Yugoslav jenerasyonunun geleneğine uygun bir biçimde NBA'ya oyuncu yollamaya devam ettiler.


Bağımsızlığını ilan ettikten sonra 1993 ve 1995'de iki bronz madalya ile ülke tarihinin Avrupa Şampiyonaları tarihindeki en başarılı derecelerini elde eden Hırvatlar bu başarıları yetersiz görmüş olacak ki her iki madalyayı kazanan takımın head coachu ile yollarını ayırdılar.


Son Avrupa Şampiyonası'nda altın madalyanın favorileri arasında gösterilen Hırvatistan, yedinci olarak hayalkırıklığı yaratırken Eurobasket 2007 elemelerinde Letonya, Estonya ve Danimarka'nın yer aldığı gruptan 6 maçta 5 galibiyet alarak lider çıktı ve elemelerde Rusya ile birlikte en başarılı performansı gösteren takım oldu.


Tam kadro katılması halinde bu turnuvada da önemli işler yapabileceği düşünülen Hırvatlar, yıldız isimlerinin takıma katılmama yönündeki kararları sonrası daha güçsüz bir takım ile bir Avrupa Şampiyonası'na katılmak zorunda kalacak. Utah Jazz'lı Gordan Giricek ve Maccabi Tel Aviv'in yıldız pivotu Nikola Vujcic'in yokluğu hiç kuşkusuz takımın gücünü yarı yarıya azaltacak. Geçmişte özellikle Toni Kukoc'un Avrupa Şampiyonaları'na olan alerjisi düşünüldüğünde bu durumun Hırvatlar için talihsiz bir kader olduğunu söylemek mümkün.


Her şeye rağmen tecrübeli coach Jasmin Repesa, Zoran Planinic, Mario Kasun ve eski Efes Pilsen'li Marko Popovic'in etrafında kuracağı genç kadroyla ellerinden gelenin en iyisini yapacaklarını ve süper yıldız oyuncuya sahip olmamalarının da yardımıyla maç boyunca agresif bir oyun tarzını benimseyeceklerini belirterek bu eksiklikleri hissetmeyeceklerini ifade ediyor.


Ev sahibi İspanya, Letonya ve Portekiz ile aynı grupta yer alan Hırvatlar için grubun favorisi İspanya'nın ardından ikinci sırada ilk grup maçlarını tamamlamak yeterli bir sonuç olacaktır.

YILDIZ OYUNCU: MARİO KASUN

Hırvatlar'ın ünlü coachlarından Mirko Novosel'in 'Avrupa'nın Sh**uille O'Neal'ı' dediği Mario Kasun, Belgrad'daki Eurobasket 2005?in en iyi pivotlarından birisiydi. Ancak İspanya karşısında oynanan çeyrek final maçında yaşadığı sakatlık en büyük şanssızlıklarından biri oldu. Bu durum Kasun'un kariyeri boyunca yaşadığı ne ilk ne de son şanssızlık oldu.

NCAA'de Gonzaga Üniversitesi'nde okuyan Mario Kasun, aynı anda Hırvatistan'ın Zrinjevac takımında sözleşmeli oyuncu olarak gözüktüğünden NCAA'deki 2,5 sezon forma giyemedi. Bu durumuna rağmen sürpriz bir şekilde 2002 draftında Los Angeles Clippers tarafından draft edilip ardından Orlando Magic'e takas edilen Hırvat oyuncu daha sonra Magic tarafından Avrupa'ya gönderildi. Genç oyuncu Almanya'nın Skyliners takımında iki başarılı sezon geçirip bir Bundesliga şampiyonluğu yaşadı. Ardından tekrar NBA'e dönen ve Orlando Magic kadrosuna giren Kasun yeterince süre alamadığı için Avrupa'ya dönme kararı aldı. Onun bu kararı pivot sıkıntısı yaşayan Avrupa'nın dev ekiplerinin dikkatini çekti ve bu ekipler içinde Katalan devi Winterthur Barcelona 2,14 metrelik devi kadrosuna katmayı başardı.


Kasun'un sakatlıklar ile yaptığı mücadele Barcelona forması giydiği dönemde de devam etti. Ocak ayında bacağında yaşadığı stres kırığı sonrası uzun süre parkelerden uzak kaldı ve rotasyondaki yerini kaybetti. Oysa 16,0 dakika, 11,9 sayı, 4,3 ribauntluk ortalamalarıyla Katalan ekibinin en önemli silahlarından birisi olacağının sinyallerini veriyordu.

Fiziğine rağmen bir power forvet gibi oynayabilen ve çok iyi bir fundementale sahip olan Mario Kasun, bugünlerde Repesa'nın en çok ihtiyaç duyduğu şey olan milli forma aşkı ve oynama arzusu bakımından eski Tofaş'lıyı memnun edecekmiş gibi görünüyor. Sakatlığı nedeniyle bu sezon fazla forma şansı bulamayan Kasun, milli takımda oynayacağı için çok mutlu ve basketbola aç olduğunu belirterek takımın en istekli oyuncularından birisi olacağını şimdiden gösterdi.


Çok iyi bir orta mesafe şutörü olan Kasun aynı zamanda bloklarıyla da boyalı alanda rakiplere kabus dolu anlar yaşatabiliyor. Eksik Hırvat milli takımının, Mario Kasun gibi bir oyuncuyu doğru kullanabilir ve tabii ki bir başka sakatlık problemi yaşanmazsa şampiyona bitiminde alkışlanan takımlar arasında yer almaması için hiç bir neden yok.


Kadro
Roko Leni Ukic (195-G-84) Lottomatica Roma
Davor Kus (190-G-78) KK Cibona Zagreb
Marko Popovic (185-G-82) Zalgiris Kaunas
Nikola Prkacin (208-C-75) Dinamo Moskova
Marko Tomas (200-G-85) Real Madrid
Zoran Planinic (198-G-82) Tau Ceramica
Damir Markota (209-C/F-85) Milwaukee Bucks
Marko Banic (204-F-84) Lagun Aro Bilbao
Mario Kasun (213-C-80) AXA Barcelona
Marin Rozic (201-F-83) Cibona Zagreb
Mario Stojic (198-G-80) Llanera Menorca
Stanko Barac (216-C-86) TAU Ceramica


Antrenör: Jasmin Repesa

İspanya


Dünya Şampiyonu ünvanıyla evinde düzenlenen Eurobasket 2007'ye katılan İspanya çoğu otoriteye göre altın madalyanın en büyük adayı durumunda.


Altyapı çalışmalarının meyvelerini almaya başlayan Matadorlar, Pau Gasol başta olmak üzere yetiştirdikleri yıldızlar ile NBA ve Avrupa'da ses getiriyorlar. Herşeyden önce takımda inanılmaz bir uyum dikkat çekiyor. Carlos Jimenez ve Jose Garbajosa gibi veteranlar, Pau Gasol, Juan Carlos Navarro, Carlos Cabezas ve Felipe Reyes gibi kariyerlerinin zirvesinde olan ancak yaşları 20'lerin ortalarında olan isimler ve Rudy Fernandez ile Sergio Rodriguez gibi genç yetenekler ile adeta bir makine düzeni kuran coach Pepu Hernandez kadroya Axa Barcelona'lı Fran Vasquez'i de dahil ederse Gasol kardeşler ve Felipe Reyes ile birlikte boyalı alanda rakiplerin korkulu rüyası olması kaçınılmaz gözüküyor.
Sırbistan'daki Eurobasket 2005'de 2006 Dünya Şampiyonası biletini garantileyen ancak yarı finalde Almanya'ya bir sayı farkla yenilerek adeta yıkılan İspanya o moral bozukluğuyla çıktığı Fransa maçından 30 sayı farkla mağlup alarak turnuvayı dördüncü tamamladı.

Geçtiğimiz yaz Japonya'da adeta tarih yazan ve Pau Gasol'ün final maçındaki yokluğuna rağmen güçlü rakibi Yunanistan'ı devirerek dünyanın en büyüğü olan İspanya'da artık hedef, 5 gümüş madalya ve 2 bronz madalya aldığı Eurobasket tarihinin ilk altın madalyasını elde etmek olmuş durumda.

YILDIZ OYUNCU: PAU GASOL

Takımdaki yıldız isimlere rağmen İspanya milli takımının liderinin kim olduğu sorulduğunda gösterilen tek isim Pau Gasol'dur. Bunun en son kanıtı ise Japonya'daki Dünya Basketbol Şampiyonası'dır.
Şampiyona yarı finalinde ayağından ciddi bir sakatlık geçiren (O sakatlık sonrası NBA'daki takımı Memphis Grizzlies'de de uzun süre oynayamadı. Grizzlies ise sezon bittiğinde ligin en kötü takımlarından birisi olmuştu) Gasol, takımının moral motivasyonunu en üst düzeyde tutmak için elinden geleni yapmıştı. LeBron James, Dwyane Wade, Carmelo Anthony gibi isimlerden oluşan ABD'yi adeta şov yaparak yenen Yunanistan'ı Gasol olmadan yenebilme fikrini gerçekleşritmek çok zor gözükse de Pau Gasol hiç bir zaman böyle düşünmedi ve takım arkadaşlarını da buna ikna etti.

Sonuçta İspanya altın madalya alırken 27 yaşındaki eski Barcelona'lı finalde forma giymemesine rağmen MVP ödülüne layık görüldü. Gasol'suz alınan bu altın madalya aynı zamanda diğer oyuncular için, takımlarının başarısının kimseye endeksli olmadığını, herkesin bunda eşit pay sahibi olduğunun ispatı açısından da önemliydi.

Gelelim 2001 NBA draftının 3 numarası olan ve 2001-2002 sezonunda NBA'de 'Yılın Çaylağı' seçilerek bunu başaran ilk uluslararası oyuncu olan Pau Gasol'ün saha içindeki yeteneklerine. Japonya'daki 21,3'lük sayı ortalamasından da görüleceği gibi Gasol'ün hücum gücü çok yüksek. 2,15 metrelik boyuna rağmen bir power forvet gibi oynayabilen ve alçak posttan sayıya ulaşmakta fazla zorlanmayan Gasol çabukluğunu çok iyi kullanabilen bir isim. Bu çabukluğu onun sık sık faul çizgisine gitmesine neden oluyor.
Bloklanması zor atışları ve çengel atışlarını her iki eliyle de yapabilen yıldız oyuncu minimum boşluğu bulduğu an smaca gitmekte de zorlanmıyor.

İyi bir pasör ve bencillikten uzak bir oyun yapısına sahip olan Gasol'ün eksiklikleri ise savunmasının yeterli olmaması ve top kaybı yapmaya müsait bir oyununun bulunması.

Kadro
Pau Gasol (214-F-80) Memphis Grizzlies
Rudy Fernandez (198-G-85) DKV Joventut Badalona
Carlos Cabezas (186-G-80) Unicaja Malaga
Juan Carlos Navarro (193-G-80) AXA Barcelona
Jose Manuel Calderon (190-G-81) Toronto Raptors
Felipe Reyes (203-F/C-80) Real Madrid
Carlos Jimenez (201-F-76) Unicaja Malaga
Sergio Rodriguez (192-G-86) Portland Trail Blazers
Bernardo Rodriguez (197-F/G-80) Unicaja Malaga
Marc Gasol (212-C-85) Akasvayu Girona
Alex Mumbru (201-F-79) Real Madrid
Jordi Trias (206-F-80) AXA Barcelona

Antrenör: Pepu Hernandez

İsrail


Maccabi Tel Aviv takımıyla kulüpler bazında Avrupa'nın en önde gelen ekiplerinden birine sahip olan İsrail milli takım arenasında Tel Aviv temsilcisinin yakaladığı başarıları yakalamakta oldukça zorlanıyor.


Eurobasket 2007'ye katılacak son takımın belli olacağı eleme turunda Vlado Ilievski ve Vrbica Stefanov'lu Makedonya'yı finalde yenerek Granada biletini alan İsrail, Avrupa Şampiyonaları'na yabancı olmayan ancak çok başarılı olamayan bir ekip.

Geçmişte 23 kez Avrupa Şampiyonaları'na katılan İsrail, en başarılı derecelerini 1979'da Sovyetler Birliği'ne yenilerek aldığı gümüş madalya ve 1953 ve 1977 yıllarında aldığı beşincilik ile elde etmiş.

Sırbistan'da düzenlenen Eurobasket 2005'te dokuzuncu olan Zvi Sherf'in öğrencileri İsveç'teki Eurobasket 2003'te ise gruptan üçüncü olarak çıkıp Slovenya'yı yenme başarısını gösterdiler. Ardından çeyrek finalde İspanya'ya yenilmelerine rağmen Rusya galibiyeti ile şampiyonayı yedinci bitirdiler. Yine de alınan Slovenya galibiyeti ile şampiyonanın en büyük sürprizlerinden birine imza atmayı başardılar.

Eurobasket 2007 öncesi İsrail'de iki önemli oyuncunun yokluğu dikkat çekiyor.Bu yaz Maccabi Tel Aviv'den Dinamo Moskova'ya transfer olan ABD asıllı power forvet Jamie Arnold dinlenmek için milli takımdan affını isterken İsrail basketbolunun yıldız isimlerinden Tal Burstein de aşil tendonundaki sakatlık nedeniyle takımdan affını istedi.

Takımın en önemli isimleri ise Yotav Halperin, Lior Eliyahu ve Meir Tapiro. Bu üçlü gösterdikleri performansla İsrail'in Granada biletini almasında önemli rol oynadılar.

Eurobasket 2007'de A Grubunda Yunanistan, Sırbistan ve Rusya ile aynı grupta yer alan İsrail, diğer grupta kendileriyle denk durumda gözüken Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Portekiz'e nazaran gerek tecrübe yönünden gerekse grubundaki diğer rakipleri karşısında galibiyet alabilme şansı bakımından en güçlü takım olarak gösteriliyor.

Kadro
Dror Hagag (178-G-78) Hapoel Jerusalem
Moran Roth (178-G-82) Maccabi Ironi Ramat Gan
Yotam Halperin (196-G-84) Maccabi Tel-Aviv
Lior Eliyahu (205-F-85) Maccabi Tel-Aviv
Erez Markovich (208-C-78) Hapoel Jerusalem
Jeron Roberts (194-G/F-76) Proteas EKA AEL Limassol
Guy Pniny (201-F-83) Hapoel Jerusalem
Meir Tapiro (194-G-75) Bnei Hasharon
Matan Naor (194-F-80) Hapoel Ironi Nahariya
Ido Kozikaro (202-F/C-78) Hapoel Ironi Nahariya
Yaniv Green (206-F-80) CSK VVS Samara
Amit Tamir (208-C-79) AEL 1964

Antrenör: Zvi Sherf

İtalya


İsveç'te düzenlenen Eurobasket 2003?te bronz madalya, 2004 Atina Olimpiyatları'nda ise gümüş madalya kazanan Eurobasket 99 şampiyonu İtalya milli takımı, Sırbistan'daki Eurobasket 2005 ve Japonya'da düzenlenen Dünya Basketbol Şampiyonası'nda dokuzuncu olarak otoriteleri şaşırttı.


Son yıllarda yetiştirdiği genç yeteneklerle tecrübeli isimleri kaynaştırmaya çalışan coach Carlo Recalcati bu şampiyonada da bunu sürdürecek. İtalyan basketbolunun emektar isimlerinden olan ve milli takımın kaptanlığını üstlenen Giacomo Galanda sakatlığı nedeniyle kadrodan çıkartılmasına rağmen İtalyanlar Massimo Bulleri, Gianluca Basile ve Denis Marconato gibi veteran oyuncularını 2006 NBA draftının 1 numarası olan forvet/pivot Andrea Bargnani ve bu yaz Golden State Warriors formasıyla Yaz Ligi maçlarının en göze batan oyuncularının başında gelen guard Marco Belinelli ile harmanlayacak. Geleceğin yıldızı olarak gösterilen 19 yaşında ve 2,02 metre boyundaki guard Danilo Gallinari ise sakatlığ nedeniyle kadrodan çıkartıldı. Gök Mavililer özellikle genç yıldızları Belinelli ve Bargnani'den çok şey bekliyorlar. Hatta Basile ve Bulleri gibi yıllarca oynadıkları takımlarda skor yükünü çekmiş isimlerin bu şampiyonada hücumdaki öncelikli silahın Belinelli olmasını kabul etmeleri oldukça dikkat çekici bir gelişme.

9-10 takımın birbirini yenebilecek güçte olduğu Eurobasket 2007'de Fransa, Slovenya ve Polonya ile aynı grupta yer alan İtalya'nın hedefi diğer birçok takım gibi öncelikle 2008 Pekin Olimpiyatları biletini almak olacaktır. Daha sonra turnuvanın gidişatına göre alınabilecek bir madalya ise başarı sayılabilir. Ancak en azından Olimpiyat öncesi yapılacak elemelere katılma hakkını kazanmaları mantıklı ve ulaşılabilir bir amaçtır ve bunun altındaki her sonuç başarısızlık sayılacaktır.

YILDIZ OYUNCU: ANDREA BARGNANİ

İtalya A milli takımı ile ilk defa resmi bir turnuvada forma giymeye hazırlanan Andrea Bargnani, 2006 NBA draftında 1. sıradan seçilerek tüm dikkatleri üzerine çekti. Öyle ki geçmişte sadece Yao Ming ve Andrew Bogut ABD dışından gelip draftta 1 numara olmayı başarmıştı. Her yıl çok sayıda yabancı oyuncuyu draft ettiren Avrupa'da ise bunu başarabilmiş bir oyuncu yoktu.
Ancak Bargnani'nin drafttan kısa bir süre önce Benetton Treviso ile İtalya Ligi Lega A şampiyonluğuna ulaşmış olması ve o sezon 15,3 sayı, 7,1 ribaunt, 1,8 top çalma ve 1,7 blok ortalamalarıyla 'Avrupa'da Yılın Genç Oyuncusu' seçilmesi bu başarının tesadüf olmadığını gösterir nitelikteydi.

NBA'da Toronto Raptors formasıyla oynadığı ilk sezonda 65 maçta 25,0 dakika, 11,6 sayı, 3,9 ribaunt ortalamarıyla bir çaylak için başarılı sayılabilecek bir performans gösteren genç oyuncu 2006-2007 sezonunun 'Yılın Çaylağı' ödülünü Portland Trail Blazers guardı Brandon Roy'a kaptırdı.

Geçtiğimiz yaz İtalya formasıyla Japonya'daki Dünya Basketbol Şampiyonası'nda mücadele etmeyi, 'ertesi sezon NBA'daki ilk sezonu olacağı için ve 1. draft edilmenin verdiği ekstra baskı' nedeniyle reddeden Bargnani bu konuda İtalya medyasını da ikiye bölmüştü. Ancak coach Recalcati 'Şimdiye kadar sahip olmadığımız bir oyuncunun takımda olmaması bizim için bir kayıp sayılmaz çünkü zaten ona hiç sahip olmamıştık.' Demesi ise dikkat çekmişti.

2,13 metrelik boyu ve benzer özellikler taşıması nedeniyle Dallas Mavericks'in Alman yıldızı Dirk Nowitzki ile kıyaslanan Bargnani, bir uzun oyuncu için oldukça çabuk sayılabilecek bir ilk adım yeteneğine sahip. Öldürücü dış atışları, savunması ve blok yeteneğiyle rakipleri için önemli bir tehdit olan Bargnani, en büyük eksikliklerinin başında gelen ribaunt konusunda da Raptors formasıyla önemli bir gelişme gösterdi.

Kadro
Andrea Bargnani (211-C-85) Toronto Raptors
Gianluca Basile (192-G75) AXA Barcelona
Marco Belinelli (196-G86) Golden State Warriors
Massimo Bulleri (188-G-77) Armani Jeans Milano
Fabio Di Bella (186-G-78) Virtus Bologna
Luca Garri (205-C-82) Virtus Bologna
Angelo Gigli (207-C-83) Benetton Treviso
Stefano Mancinelli (203-F-83) Climamio Bologna
Denis Marconato (211-C-75) AXA Barcelona
Marco Mordente (190-G-79) Benetton Treviso
Matteo Soragna (197-G-75) Benetton Treviso
Andrea Crosariol (210-C-84) Virtus Bologna

Antrenör: Carlo Recalcati

Letonya


2,3 milyonluk nüfusuyla küçük bir Baltık ülkesi olan Letonya'nın aslında Avrupa basketbolunda ve özellikle Avrupa Şampiyonaları tarihinde özel bir yeri var. Bu küçük ülke, ilk defa 1935 yılında İsviçre'de yapılan Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda altın madalya alan ülke ünvanına sahip.


Ancak az olan nüfusun da etkisinden olsa gerek sürekli aynı başarıları yaşatabilecek jenerasyonları altyapılarından çıkaramamaları sonucu altın madalya sayısını çoğaltamadılar.
Avrupa Şampiyonaları'nın gediklilerinden olmaya başlayan Letonya, 2001 yılında ülkemizde düzenlenen Avrupa Basketbol Şampiyonası'ndaki performansıyla alkış alan takımlar arasında yer aldı.

Turnuvada bizim de yer aldığımız grupta Slovenya'nın averajla üstünde yer alarak gruptan çıkma başarısını gösteren Letonya, bir önceki yaz Sidney Olimpiyatları'ndan bronz madalya kazanan Litvanya'yı 14/22'lik üçlük yüzdesi ile yenerek bir başka sürprize imza atarken çeyrek finalde şampiyon Yugoslavya'ya yenilmekten kurtulamamıştı. Ancak geldikleri noktada başarılı sayılmaları kaçınılmaz idi.

İsveç'teki Eurobasket 2003 ise takımın önemli isimlerinden Raimonds Miglinieks'in sakatlığı nedeniyle forma giyememesi nedeniyle Letonya önemli bir oyuncusunu kaybetmiş oldu. Turnuvanın ilk maçının Litvanya karşısında olması ise ilginç bir tesadüf oluşturmuştu. İntikam ateşiyle yanıp tutuşan Litvanya karşısında iyi direnen Letonya, turnuvanın yıldızı Sarunas Jasikevicius'ın uzatmadaki serbest atışlarına cevap veremeyince turnuvaya yenilgiyle başlamış oldu. Bu yenilginin getirdiği moral bozukluğu Almanya ve İsrail maçlarına da yansıyınca Eurobasket 2001'de çeyrek final oynayan Letonya, İsveç'ten galibiyet alamadan ayrılmış oldu.

Sırbistan'daki Eurobasket 2005'de ise sırasıyla İsrail, uzatmada İspanya ve Sırbistan&Karadağ yenilgileri Letonya'nın bir kez daha turnuvaya erken veda etmesine neden oldu.
Eurobasket 2007 elemelerinde ise Letonya, Hırvatistan, Estonya ve Danimarka'nın olduğu grupta Hırvatların ardından 6 maçta 4 galibiyet ile en iyi ikinci kontenjanından İspanya biletini almasını bildi.

Eurobasket 2007 elemelerinde Letonya'da takımın sembol isimlerinden eski Karşıyaka ve Ülkerspor'lu Robert Stelmahers artık bayrağı gençlere devretti ve takım Uvis Helmanis dışında genç bir kadroyla mücadele etti.

Elemeler boyunca takımda ön plana çıkan isimler 14.3 sayı ve 6.2 ribaunt ortalamalarıyla oynayan 24 yaşındaki forvet Kaspars Cipruss, 12.2 sayı ortalamasıyla oynayan 23 yaşındaki Kristaps Janicenoks ve 11.7 sayı, 5.5 asist ortalamalarıyla oynayan oyun kurucu Kristaps Valters oldu. Bu oyuncular dışında 2005 yılında düzenlenen U18 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nın yıldızlarından Ernests Kalve de İspanya?da takımının önemli silahları arasında yer alabilir.

Geçtiğimiz sezona Fenerbahçe Ülker'de başlayan ancak doping aldığı gerekçesiyle FIBA tarafından cezalandırılan ve sarı lacivertli kulüpten ayrılan pivot Kaspars Kambala'nın durumunun belirsiz olduğu takımın en önemli silahı hiç kuşkusuz NBA'de Golden State Warriors formasıyla başarılı bir sezonu geride bırakan pivot Andris Biedrins olacak. İlk defa Avrupa Şampiyonası'na katılacak olan genç oyuncu, henüz resmi açıklamayı yapmamış olsa da daha önce Eurobasket 2007'de oynamak istediğini belirtmişti.

Eurobasket 2007'de B Grubu'nda ev sahibi İspanya, Hırvatistan ve Portekiz ile aynı grupta yer alan Letonya'nın, Portekiz'in sürpriz yapmasına izin vermeyeceği ve grubun açık ara favorisi İspanya'yı da yenmesinin zorluğu düşünülürse eksik Hırvatistan ile sıkı bir ikincilik mücadelesi yapacaktır.

Kadro
Janis Blums (190-G-82) Eldo Basket Napoli
Aigars Vitols (195-G-76) BK Ventspils
Raimonds Vaikulis (191-G-80) Barons/LMT Riga
Sandis Valters (193-G/F-78) ASK Riga
Armands Skele (193-G/F-83) Barons/LMT Riga
Kristaps Janicenoks (196-F-83) Climamio Bologna
Janis Porzingis (201-F-82) Carmatic Pistoia
Pavels Veselovs (207-F-83) BK Ventspils
Kaspars Cipruss (210-C-82) BK Ventspils
Raitis Grafs (210-C-81) ASK Riga
Kaspars Berzins (211-F/C-85) Barons/LMT Riga
Andris Biedrins (213-C-86) Golden State Warriors
Uvis Helmanis (204-F-72) BK Ventspils

Antrenör: Muiznieks Karlis


Litvanya


Küçük bir Baltık ülkesi olan Litvanya, buna rağmen sahip olduğu basketbol kültürü sayesinde dünyanın basketbolun en çok değer verildiği ülkelerinbaşında yer alıyor.

Basketbolun adeta bir din gibi olduğu ülkede Arvydas Sabonis gibi bir basketbol efsanesinin çıkması bile yeterli bir referans sayılabilir ancak bu ülkeyi basketbolda önemli kılan nokta, Sabonis'in ardından yetiştirdiği oyuncularla dünya basketbolunda söz sahibi olmaya devam etmeyi başarması.

1990 yılında bağımsızlığını kazandıktan sonra 1992,1996 ve 2000 olimpiyatlarında bronz madalya, 2003 yılında ise Avrupa Şampiyonluğu yaşayan Litvanya, Eurobasket 2005'i beşinci bitirdikten sonra geçtiğimiz yaz Japonya'daki Dünya Basketbol Şampiyonası'nda yedinciliği elde etti.

Eurobasket 2005 ve 2006 Dünya Basketbol Şampiyonası'nda takımından uzak kalan guard Sarunas Jasikevicius, Litvanya'nın en büyük kozlarının başında geliyor. Avrupa'nın en iyi oyun kurucularının başında gösterilen Jasikevicius özellikle İsveç'teki Eurobasket 2003'de altın madalyanın gelmesinde çok önemli rol oynamıştı.

Elbette bu şampiyonada Litvanya'nın tek ciddi kozu Jasikevicius olmayacak. Bu sezon Avrupa'da fırtına gibi esen Yunan devi Panathinaikos'un en önemli kozlarından biri olan ardından geçtiğimiz ay rekor bir ücrete CSKA Moskova'ya transfer olan forvet Ramunas Siskauskas, pivot Robertas Javtokas, Lavrinovic kardeşler ve NBA'de forma giyen Darius Songalia ve Linas Kleiza gibi isimler ile Litvanya şampiyonanın gizli favorileri arasında yer alıyor. Sakatlığından tam anlamıyla kurtulabilmek için takımdan son anda affını isteyen 'Kalaşnikof' lakaplı Arvydas Macijauskas ve Cleveland Cavaliers pivotu Zydrunas Ilgauskas da olsa herhalde İspanya ve Yunanistan'ın yanında bir diğer altın madalya adayı olarak Litvanya'yı kolayca gösterebilirdik.

Geçtiğimiz yaz Japonya'da alınan yedincilik sonrası milli takımdaki head coachluk görevinden istifa eden Antanas Sireika'nın yerine göreve getirilen Ramunas Butautas'ın çalıştırdığı Litvanya milli takımı, A milli takımımızın yer aldığı C grubunda Almanya ve Çek Cumhuriyeti ile birlikte yer alıyor ve grup liderliği yolunda Türkiye ile birlikte en fazla şansa sahip takım olarak gösteriliyor.

YILDIZ OYUNCU: SARUNAS JASİKEVİCİUS

Aslında burada Jasikevicius yerine Ramunas Siskauskas yada 'takımda yer alsaydı' Arvydas Macijauskas'ı yazsaydık herhalde hiç kimsenin itirazı olamazdı. Ancak oynadığı zaman Litvanya'ya sınıf atlattıran Jasikevicius'un Litvanya milli takım için yeri her zaman için çok farklı olmuştur.

Adaşı Sarunas Marciulionis'in ardından Litvanya'nın dünya basketboluna sunduğu bir başka süper yetenekli oyun kurucu olan 31 yaşındaki Jasikevicius'un kulüp kariyerine baktığımızda 2000-2003 yılları arasında forma giydiği Barcelona'da kariyer olarak zirveye yaklaştığını görebiliyoruz. Aynı dönemde Katalan ekibiyle Euroleague final four'unda 2003'ün en büyüğü olan Jasikevicius, milli takım ile aynı yıl Avrupa Şampiyonu oldu.

Ardından İsrail'in Maccabi Tel Aviv takımına transfer olan yıldız oyuncu bu takımda lig şampiyonluklarının yanısıra 2004 ve 2005 yıllarında Euroleague şampiyonluklarına ambargo koydu. Anthony Parker ve Maceo Baston gibi yıldız isimleri kadrosunda barındıran Maccabi, bu yıldızları Jasikevicius ile saha içinde yöneterek o dönem Avrupa'da kasırga gibi esmişti. Daha sonra bu süper üçlü arka arkaya NBA'nın yolunu tuttu.

NBA kariyeri ise Jasikevicius için beklenildiği gibi başlamadı. Önce Indiana Pacers ile yedek oyun kurucu olarak görev yapan Litvanya'lı guard ardından takas edildiği Golden State Warriors'da ise 3. guard pozisyonuna düştü. Avrupa'nın en iyi oyun kurucusu ünvanıyla NBA'ya gelen bir oyuncu elbette ki daha fazla süre almayı bekliyordu.

Teknik özelliklerine bakacak olursak Jasikevicius'un müthiş bir oyun okuma yeteneğine sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu özelliği sayesinde öldürücü asistlere imza atabilen yıldız oyuncu ayrıca öldürücü penetreleri ve keskin dış atışlarıyla hücumda takımını rahatça sırtalayabiliyor.
Kritik anlarda sorumluluk almaktan çekinmeyen ve takımını her an ateşleyebilecek bir yapıya sahip gerçek bir winner olan Sarunas Jasikevicius, NBA'da aldığı yetersiz sürelerin de etkisiyle bu şampiyonada oldukça aç bir oyuncu izlenimi vermesi muhtemel ve bu da rakipler için büyük bir tehlike arz ediyor.

Elbetteki kusursuz bir oyuncu olmayan Jasikevicius, sahip olduğu enerjiyi bazen takımı aleyhine döndürecek şekilde kullanarak kontrolünü kaybedebiliyor. Ayrıca savunmada da özellikle NBA seviyesinde yetersiz sayılıyor ve savunmaların ön planda olduğu Avrupa Şampiyonaları'nda bu durum bir olumsuzluk teşkil edebilir.


Kadro
Mindaugas Zukauskas (202-F-75) Scavolini-Gruppo Spar Pesaro
Darjus Lavrinovic (212-C-79) Zalgiris Kaunas
Donatas Slanina (191-G-30) Prokom Trefl Sopot
Darius Songaila (205-C/F-78) Washington Wizards
Mantas Kalnietis (195-G-86) Zalgiris Kaunas
Linas Kleiza (203-F-85) Denver Nuggets
Ksystof Lavrinovic (210-C-79) Montepaschi Siena
Simas Jasaitis (201-F/G-82) TAU Ceramica
Paulius Jankunas (205-F-84) Zalgiris Kaunas
Robertas Javtokas (211-C-80) Dinamo Moskova
Rimantas Kaukenas (183-G-77) Montepaschi Siena
Ramunas Siskauskas (197-G/F-78) CSKA Moskova
Sarunas Jasikevicius (193-G-31) Golden State Warriors

Antrenör: Ramunas Butautas


Polonya


En son Barcelona'daki Eurobasket 97'ye katılan ve o zamandan beri son 10 sene içinde hiç bir FIBA organizasyonunda yer almayan Polonya, gençleşen kadrosuyla ev sahipliği yapacağı bir sonraki Avrupa Şampiyonası olan Eurobasket 2009 öncesi tecrübe kazanmayı amaçlıyor.


Avrupa'da köklü bir basketbol geçmişi olan Polonya, 1930'lu yıllarda sürekli milli takımlar bazında Avrupa'da sürekli ilk beş içinde yer almayı başarmış bir ekip izlenimindeydi. Ancak 2. Dünya Savaşı sonrası bu spordaki yükselişleri çok daha belirgin bir biçimde artmaya başladı. 1963 yılında evinde düzenlenen Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda Yugoslavya'yı yarı finalde yenip SSCB'ye kılpayı kaybedilmesi sonucu alınan gümüş madalya, kulüpler bazında Wisla Krakow'un Real Madrid ve Avrupa Karması'nı devirmesi bu başarıların bazılarıydı ancak hiçbiri Polonya'nın evinde ABD ile yaptığı ve galip ayrıldığı hazırlık maçı kadar sansasyonel değildi. Hatta o dönem takımın yıldız isimlerinden Bohdan Likszo, aynı yıllarda NBA'da fırtına gibi esen Boston Celtics'in efsane coachu Red Auerbach'ın dikkatini çekmiş ve Celtics forması giyme şansını elde etmişti. Ancak o yıllarda yaşanan Soğuk Savaş Likszo'nun Celtics forması giymesine engel olmuştu.

Daha sonra 70'li yıllarda yaşanan düşüş trendi sonunda 1977'de Avrupa Şampiyonası'na katılamama sonucunun ortaya çıkmasının ardından 60'lı yıllarda yaşanan zaferlerin mimarı olan coach Witold Zagorski istifa etmek zorunda kaldı. Ancak Polonya basketbol tarihinin en büyük hayalkırıklığı hiç kuşkusuz 1997 ile 2007 arasındaki süreçte ne bir Avrupa Şampiyonası, ne Dünya Şampiyonası ne de Olimpiyat vizesi alamamak olmuştur.
Sloven coach Andrej Urlep yönetiminde Eurobasket 2007 elemelerinde Bulgaristan, Ukrayna ve İsveç'in yer aldığı A grubundan lider çıkan Polonya'da öne çıkan isimler ise Polonya basketbolunun son 15 yılına damgasını vuran ve beş senelik aradan sonra milli takıma geri dönen 37'lik forvet Adam Wojcik, NBA'da yeterli oynama süresi alamayınca Avrupa'ya dönen ve Rusya Ligi'nde Khimki takımında forma giyen forvet Maciej Lampe ve coach Urlep'in en güvendiği isimler arasında yer alan guard Andrzej Pluta. Geçtiğimiz sezon Almanya'nın Rhein Energie Köln takımında yaptığı çıkışla dikkatleri üzerine çeken pivot Marcin Gortat'ın NBA hayalini gerçekleştirebilmek için milli takımından affını istemesi ise önemi bir kayıp olarak görülüyor.

Diğer takımlardan farklı olarak California Yaz Ligi'nde hazırlık çalışmalarının bir bölümünü gerçekleştiren Polonya milli takımı, Slovenya, İtalya ve Fransa'nın yer aldığı D Grubu'nda öncelikle ilk üç ve ardından çeyrek final mücadelesi yapacak. Ancak Andrej Urlep'in gerçek hedefi yeniden yapılandırdığı takımı kendi evlerinde düzenleyecekleri Eurobasket 2009'a hazırlamak olacaktır.

Kadro
Adam Wojcik (207-F-70) Prokom Trefl Sopot
Andrzej Pluta (182-G-74) WTK Anwil Wloclawek
Bartlomiej Woloszyn (197-F-86) WTK Anwil Wloclawek
Filip Dylewicz (202-F-80) Prokom Trefl Sopot
Iwo Kitzinger (188-G-85) BOT Turow Zgorzelec
Lukasz Koszarek (187-G-84) WTK Anwil Wloclawek
Radoslaw Hyzy (200-F-77) ASCO Slask Wroclaw
Robert Skibniewski (182-G-83) BOT Turow Zgorzelec
Robert Witka (205-F-81) BOT Turow Zgorzelec
Szymon Szewczyk (209-C-82) Lokomotiv Rostov na Donu
Kamil Pietras (208-F/C-88) Union Olimpija
Przemyslaw Frasunkiewicz (202-G/F-79) Energa Czarni Slupsk

Antrenör: Andrej Urlep


Portekiz


56 senelik hasreti bitirerek Avrupa Şampiyonası'na katışma hakkı kazanan Portekiz belki de turnuvanın en rahat ekiplerinden biri olacak. Zira gruptaki İspanya, Letonya ve Hırvatistan ile kalite olarak boy ölçüşecek durumda değil. Ancak komşusu olduğu İspanya'da taraftar desteği olarak Hırvatlar ve Letonya'lılar ile rekabet etmesi de kaçınılmaz. Tabii ki İspanyollar'ın da Portekiz'i destekleme ihtimali düşünüldüğünde İspanya'dan sonra taraftar yönünden grubun en şanslı ekibi Portekiz olabilir.


Portekiz'in Eurobasket 2007 biletini alışı ise tüm otoriteleri şaşırtan bir olay oldu. Zira elemelerde İsrail, Bosna&Hersek ve Makedonya ile aynı grupta yer alıyorlardı ve grubun liderliği için İsrail ve Bosna&Hersek favori gösteriliyordu. Zaten bu iki takımın en az biri muhakkak bir Avrupa Şampiyonası'na katılıyordu.

Ancak Portekiz 6 maçta aldığı 4 galibiyet ile grubu lider bitirip Eurobasket 2007 biletini almayı başardı. Özellikle son maçta İsrail'i ikinci yarıdaki 20-0'lık seriyle 69-49 yenmeleri adeta özgüvenlerini yerine getirdi.

Angola liginde forma giyen Francisco Jordao dışındaki tüm oyuncuları Portekiz liginde forma giyen (Elvis Evora bu yaz Tenerife'den Ovarense'ye transfer oldu) ve Ukrayna'lı coach Valentyn Melnychuk'un çalıştırdığı Portekiz milli takımı belki de Eurobasket 2007'nin en kısa takımı olacak. En uzun oyuncusu 2,05 metre civarında olan Portekiz'de Melnychuk, bu dezavantaja rağmen İspanya'da ellerinden geleni yapacaklarını ifade ediyor.

Kalite olarak fersah fersah aşağılarda kalsa da Portekiz milli takımının Yunanistan'a benzeyen bir yanı var. O da takımdaki her oyuncunun kalite olarak birbirine yakın olması. Bu durum istatistiklere de yansımış durumda. Elemelerde alınan dört galibiyette takımın en skorer isimleri dört farklı oyuncu olmuş ve altı oyuncu en az 9,5 sayı ortalamalasıyla oynamış. Yine de Paulo Cunha (12,5 sayı), Francisco Jordao (12,0 sayı) ve Elvis Evora (10,5 sayı) diğer isimlere göre biraz daha ön plana çıkıyor.

Bakalım Portekiz elemelerdeki sürprizlerine bir yenisini İspanya'da gösterebilecek mi? İlk maçın İspanya ile olduğu düşünüldüğünde gerçek Portekiz'i ikinci ve üçüncü maçta izleyebiliriz.

YILDIZ OYUNCU: ELVİS EVORA

Yıldızı olmayan Portekiz'in en önemli oyuncularından birisi olan Elvis Evora, Eurobasket 2007 biletinin alındığı unutulmaz İsrail maçının yıldızı olmayı başardı.

19 yaşına kadar basketbolu ciddi anlamda oynamayan Evora, sahadaki eksikliklerini, çok çalışarak kapatmaya çalıştı ve bunda da başarılı oldu.
Elemelerdeki ilk beş maçta toplam 36 sayı kaydettikten sonra son oynanan İsrail maçında 27 sayı, 9 ribaunt, 5 top çalma, 2 blok ile maçı domine eden Evora, 2,05 metre ile takımının en uzun ismi ve ribauntlardaki belki de tek umudu. Bir pivot için kısa sayılan boyuna rağmen 6,5 ribaunt ortalaması tutturması da onun pota altında savaşan bir isim olduğunu gösteriyor.

Ayrıca elemelerde Todor Gecesvki (Makedonya), Ryan Stack (Makedonya) ve Jamie Arnold (İsrail) gibi önemli pivotlara karşı oynamış olması ve ayakta kalmayı başarması 29 yaşındaki oyuncu için önemli bir tecrübe oldu.

İspanya ikinci ligi LEB Gold takımlarından Tenerife'den bu yaz ülkesinin önde gelen takımlarından Ovarense'ye transfer olan Elvis Evora'nın İsrail maçındaki performasına her maç ihtiyaç duyulacak.

Kadro
Miguel Minhava (197-G/F-83) Sport Lisboa Benfica
Rui Mota (190-G-78) Ovarense Aerosoles Ovar
Jose Costa (190-G-73) Carrefour Aveiro Basket
Paulo Cunha (199-F-80) FC Porto Ferpinta
Francisco Jordao (203-C-79) Petro Atletico de Luanda
Filipe Da Silva (193-G-79) Los Barros
Carlos Andrade (197-F-78) Bruesa
Jorge Coelho (200-F-78) Palencia
Paulo Simao (198-G/F-76) Belenenses Montepio Studio Residence
Elvis Evora (205-C-78) Ovarense Aerosoles Ovar
Miguel Miranda (205-F-78) Ovarense Aerosoles Ovar
Joao Santos (205-C-79) Grupo Capitol Valladolid

Antrenör: Valentyn Melnychuk


Rusya


Kulüp düzeyinde son birkaç yıldır Avrupa'da çok önemli işler yapan Rusya'da aynı başarı milli takım seviyesinde henüz gösterilebilmiş değil. Daha geniş bir sürece bakacak olursak Sergei Bazarevich'den bu yana yaşanan oyun kurucu sıkıntısı diğer pozisyonlardaki yetenekli isimlere rağmen Rusya'nın, SSCB olarak Avrupa'da yaptıklarının yarısını bile yapamamasına neden oluyor.


Ancak globalleşen dünyada artık sıkça yapılan bir uygulamayı dünyayla entegre olan Rusya da gerçekleştirdi ve yakın geçmişe kadar mesafeli olduğu ABD'nin bir oyuncusu olan J.R. Holden'a Rus pasaportu vererek bu sorunu kısa yoldan çözmeyi amaçladı.

Maccabi Tel Aviv ile bir dönem Avrupa'da fırtınalar estiren Pini Gershon'un asistanlığını yapan ve daha sonra head coach olarak onun izinden giden çiçeği burnunda Efes Pilsen coachu David Blatt'ın çalıştırdığı Rus Milli Takımı eleme turunda Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Belçika'nın olduğu grupta 6 maçta 5 galibiyet ile Eurobasket 2007'ye katılmakta zorlanmadı.

Rus Milli Takımı'na göz attığımızda Utah Jazz forveti Andrei Kirilenko'nun varlığı dikkat çekiyor. Uzun kolları sayesinde savunma ve bloklarıyla rakiplerine zor anlar yaşayan Kirilenko'nun partner yada partnerler bulması halinde Rusya'nın gerçek potansiyelini göstermesi kaçınılmaz olabilir. Ayrıca Viktor Khryapa ve Sergei Monya gibi isimlerle kısa forvet pozisyonunda Ruslar turnuvanın en zengin ekiplerinden biri.
David Blatt'in hücum basketbolu hiç kuşkusuz başta J.R. Holden ve Andrei Kirilenko olmak üzere takıma olumlu yansıyacaktır.

YILDIZ OYUNCU: ANDREİ KİRİLENKO

1999 yılında henüz 18 yaşındayken CSKA Moskova ile yeteneklerini göstermeye başladığında o dönemli coachu Stanislav Eremin'in gazetecilere "Lütfen Kirilenko'nun ne kadar iyi bir oyuncu olduğunu yazmayın." diyerek NBA'ya kaptırmama çabası yetersiz kaldı ve birkaç ay sonra Jazz tarafından draft edilerek NBA yolunu tuttu.

Jazz'da yeteneklerini kısa sürede kabul ettiren Kirilenko all-star ve 80 milyon dolarlık kontratlarla bu performansının karşılığını aldı. Ancak son 1-2 sezondur bir düşüş trendine giren AK-47 için bu şampiyona tekrar kendisini bulmasına yardım edebilir.

2-3 ve 4 numaralı pozisyonlarda oynayabilen Kirilenko hiç sayı üretmeden ribaunt, blok ve top çalmaları ile maçın yıldızı olabilecek kapasitede bir isim. Hatta bir NBA maçında 5x5 (Sayı, Ribaunt, Asist, Blok ve Top Çalma kategorilerinde en az 5'e ulaşmak) yaparak bu çok yönlülüğünü NBA'ya adeta perçinlemişti.

1997'deki bronz madalyadan bu yana Avrupa'da kürsü yüzü göremeyen Ruslar eğer bu şampiyonada bu zevki yaşamak istiyorlarsa 5x5'lik bir Kirilenko'ya ihtiyaçları olacak.

Kadro
Egor Vyaltsev (190-G-85) Ural Great Perm
Anton Ponkrashov CSKA Moskova
Nikita Morgunov (211-F-75) Triumph Moskova Region
Petr Samoilenko (186-G-77) Unics Kazan
Nikita Shabalkin (204-F-86) Khimki Moskova Region
J.R. Holden CSKA Moskova
Sergei Monya Dinamo Moskova
Alexei Savrasenko CSKA Moskova
Andrei Kirilenko Utah Jazz
Viktor Khryapa Chicago Bulls
Zakhar Pashutin CSKA Moskova
Sergei Bykov (190-G-83) Dinamo Moskova

Antrenör: David Blatt


Sırbistan


2002 yılında Indianapolis'de düzenlenen Dünya Basketbol Şampiyonası finalinde haksız kararlarla Arjantin'i yenip tartışmalı bir şampiyonluk alan Sırbistan (O dönemki adıyla Sırbistan&Karadağ) için "Arjantin'in ahını çekiyor." desek herhalde yanılmayız.


Çok değil 3-4 sene öncesine kadar hem Avrupa Şampiyonaları, hem Dünya Şampiyonaları hem de Olimpiyatlarda ABD'nin en büyük rakibi olarak Sırbistan (O dönemki adıyla
Sırbistan&Karadağ) gösterilirdi. Tabii daha da gerilere gidersek Yugoslavya olarak çok daha büyük bir güce sahiplerdi.

Tam bir oyuncu fabrikası olan ve sürekli NBA'ya ve Avrupa'ya oyuncu gönderen Sırplar, bu oyunculardan bir takım oluşturup bir şampiyonaya katılma safhasında ise sürekli problemler yaşıyor. Gençlerden kurulu bir kadroyla 2006 Dünya Basketbol Şampiyonası'na katılma zorunluluğu ve Eurobasket 2007'ye de bazı yıldızlardan mahrum gelmenin zorunluluğu artık Sırplar için alışılmış problemler olmuş durumda. Zeljko Obradovic, Bozidar Maljkovic, Svetislav Pesic ve Dusko Ivanovic gibi dünyanın en iyi coachlarına sahip olmalarına rağmen head coach konusunda da bir türlü istikrarın yakalanamamış olması problemlerin çözümünü geciktiriyor.

Geçen yaz Japonya'da takımın başında olan Dragan Sakota gibi gençlerden kurulu ve sadece Darko Milicic ile NBA takviyeli bir kadroyla gelen başarısız sonuçların ardından bu sene takımın başına Zoran Slavnic getirildi.

Eurobasket 2007 öncesi ise Nenad Krstic, Peja Stojakovic, Vladimir Radmanovic, Igor Rakocevic, Milos Vujanic ve Zoran Erceg gibi isimlerin sakatlık, dinlenme vs.. nedenlerle İspanya'da olmayacakları kesinleşti. Öte yandan Marko Jaric ve Milan Gurovic (kaptan) ise milli takıma geri döndü. Jaric, Gurovic ve Milicic?in varlıklarına rağmen yıldız oyuncu kıtlığı yaşayan takımın sadece "Sırbistan" adına güvenerek bir yerlere gelmesi çok zor. Zaten bunun olamayacağı geçtiğimiz yaz görüldü.

Bakalım son Eurobasket'e ev sahipliği yapan ancak yıldız oyuncuların uyumsuzluğu sonucu İspanya'ya elenerek ülkesine hayalkırıklığı yaşatan Sırbistan, yeni bir coach ve yok denecek kadar az yıldızlarıyla istediğini alabilecek mi?

YILDIZ OYUNCU: DARKO MİLİCİC

Mevcut isimler içinde yıldız oyuncu olarak Milicic'i göstermemiz bile Sırplar'ın durumunu anlatmaya yeter herhalde. NBA draftına girmeden Avrupa'dan önce tüm ABD'de ün yapan Milicic, LeBron James'in hemen ardından Detroit Pistons tarafından ikinci sıradan draft edildiğinde herkes Pistons'ın yeni bir Toni Kukoc'a kavuştuğunu düşünüyordu. Öyle ki Carmelo Anthony, Dwyane Wade ve Chris Bosh gibi isimlerin üstünde seçilmek için gerçekten üstün yeteneklere ya da potansiyele sahip olmak gerekirdi.

Ancak sezonun başlamasıyla birlikte Milicic'in bir balon olduğu ortaya çıktı. Kendi altında seçilen isimler daha ilk sezonlarında takımlarına bambaşka bir hava katarken Darko Milicic, Pistons benchini ısıtıyordu. Hatta iş öyle bir noktaya geldi ki Milicic'in son dakikalarda oyuna girmesi Pistons'ın galibiyeti garantilediği anlamına geliyordu.

İşte o Darko Milicic Pistons'da fazla tutunamadı ve Orlando Magic'e takas edildi. Magic forması altında biraz daha fazla süre bulmaya başlayan genç oyuncu pota altında blok ve smaçlarıyla zaman zaman takıma katkı sağlasa da asla ikinci sıradan draft edilen bir oyuncudan beklenen kaliteye ulaşamadı ve NBA draft tarihinin en büyük hayalkırıklıkları arasındaki yerini aldı.

Milli takım düzeyinde ise nisbeten daha başarılı olan Darko Milicic geçtiğimiz yaz "Gençleşen takımın önemli isimlerinden biri olmanın da etkisiyle" 16.2 sayı, 9.3 ribaunt ortalamalarıyla oynadı. Oldukça iyi denebilecek bu ortalamaların İspanya'da da devam etmesi halinde Sırplar'ın pota altında çok fazla sorun yaşamayabilir.

Kadro
Milos Teodosic (196-G-87) FMP Zeleznik
Branko Cvetkovic (200-G-84) Akasvayu Girona
Vuk Radivojevic (197-G-83) Alta Gestion Fuenlabrada
Dragan Labovic (207-C/F-87) FMP Zeleznik
Marko Jaric (198-G-78) Minnesota Timberwolves
Darko Milicic (212-C-85) Memphis Grizzlies
Nemanja Aleksandrov (211-C/F-87) KK Crvena Zvezda
Milenko Tepic (198-G-87) BC Partizan
Stefan Markovic (191-G-88) KK Hemofarm Vrsac
Novica Velickovic (205-F-86) BC Partizan
Zoran Erceg (211-C/F-85) FMP Zeleznik
Milan Gurovic (207-F-76) Prokom Trefl Sopot

Antrenör: Zoran Slavnic


Slovenya


Eurobasket 2005'teki altıncılığın ardından geçtiğimiz yaz Japonya'da düzenlenen Dünya Basketbol Şampiyonası'nda dokuzunculuğu elde eden Slovenya, son 10 yıl içinde FIBA organizasyonlarında çok fazla başarılı olamamış ancak kaliteli kadrosuyla her zaman tehlikeli bir takım olmuştur.


Slovenya için de gruptaki rakiplerinden Fransa'ya benzer özelliklerden bahsedebiliriz. NBA'ya çok sayıda oyuncu göndermeyi başarmış, Avrupa'nın en önemli takımlarında kilit rol oynayan isimlere sahip olan Adriyatik ekibi, milli takımda bu isimleri toplayınca takım olamama problemiyle karşı karşıya kalıyor.

NBA'da forma giyen oyuncularından Bostjan Nachbar, Beno Udrih, Primioz Brezec ve Avrupa'nın en atletik forvetlerinden birisi olan Marko Milic ile Panathinaikos formasıyla çok başarılı bir sezon geçiren Sani Becirovic'in aflarını istediği Slovenya bu önemli eksikliklere rağmen kaptan Radoslav Nesterovic, Jaka Lakovic, Matjaz Smodis, Erazem Lorbek ve Uros Slokar gibi önemli isimlerle rakiplerine korku salıyor.

Çin'de yapılan Boris Stankovic Turnuvası'na Matjaz Smodis, Radoslav Nesterovic, Jaka Lakovic ve Erazem Lorbek gibi dört asından mahrum olarak katılan ve Yao Ming'siz ev sahibi Çin, Venezuella, Angola ve NBDL karmasını yenip Yeni Zelanda'ya yenilerek turnuvayı şampiyon olarak tamamlayan Slovenya eksiklerine rağmen ne kadar tehlikeli bir ekip olduğunu gösterdi.

Takımda hemen her pozisyonda birbirinden kaliteli ve alternatifli oyunculara sahip olan Ales Pipan yönetimindeki takımın tek sıkıntılı pozisyonu kısa forvet olarak gözüküyor. Nachbar ve Milic'in yokluklarında bu pozisyonda Marko Maravic'in göstereceği performans açıkçası merak ediliyor. Pipan'ın zorunlu durumlarda kısa forvet pozisyonunda Smodis'i oynatabilecek olması ise bu sorunu biraz olsun unutturabiliyor.

Eurobasket 2007'de Fransa, İtalya ve Polonya ile aynı grupta yer alan Slovenya, eksiklerine rağmen hala oldukça güçlü bir ekip görünümünde.Takım olamama sorununu aşabilirlerse yeşil beyazlıların hedefi öncelikle 2008 Pekin Olimpiyatları vizesini almak ardından da madalya olacaktır. Aksi halde çeyrek final görmeleri bile sürpriz olabilir.

YILDIZ OYUNCU: MATJAZ SMODİS

Henüz 28 yaşını bile doldurmadan iki Euroleague şampiyonluğu, dört Euroleague final four'u gören Smodis bu özellikleriyle Slovenya'nın diğer birçok milli takımdan ayrılmasına neden oluyor.

1994-1995 sezonunda Krka Novo Mesto'da profesyonel basketbol kariyerine başlayan Smodis, 1999-2000 sezonunda Sarunas Jasikevicius ve Marko Milic'li kadrosuyla ligin açık ara favorisi olarak gösterilen Union Olimpija'yı yarı finalde devirerek kazanılan şampiyonlukta çok büyük pay sahibi oldu ve ertesi sezon kendisini Ettore Messina'nın Virtus Bologna'sında buldu.

Virtus'daki ilk sezonunda İtalya ligi ve Euroleague şampiyonluğu yaşayan Smodis üç sezon bu takımda forma giydikten sonra Bologna şehrinin bir diğer takımı Fortutido Bologna takımına transfer oldu. Yeni takımında bir kez daha Euroleague finali gören Smodis, final maçında Sarunas Jasikevicius, Anthony Parker ve Maceo Baston'lu kadrosuyla altın çağını yaşayan Maccabi Tel-Aviv'e 44 sayı farkla yenilerek şampiyonluğu kaçırdı.

Ardından eski hocası Ettore Messina'nın daveti üzerine yıldız oyuncunun bir sonraki durağı Rusya'nın CSKA Moskova takımı oldu. Yeniden yapılanmaya giden ve Avrupa için inanılmaz denebilecek bir bütçeyle çok kaliteli bir takım kuran Rus ekibi ile 2006 yılında Prag'daki Euroleague final four?unda Maccabi Tel-Aviv'i yenerek kariyerindeki ikinci Euroleague şampiyonluğunu yaşayan yetenekli forvet geçtiğimiz Nisan ayında Atina'daki Euroleague final four'unda ise finalde ev sahibi Panathinaikos'a boyun eğdi. Tabii Avrupa arenasında alınan tüm bu başarıların yanında üç dört takımın diğer takımlardan açık ara ayrıldığı Rus liginde alınan rahat şampiyonluklardan bahsetmeye gerek bile yok!

Oyun içindeki savaşçı ruhundan dolayı ülkesinde 'Rocky' lakabıyla anılan yıldız oyuncu çok güçlü ve gücüne rağmen oldukça düzgün bir bileğe sahip. Orta mesafe şutlarının yanısıra 3 sayılık atışlarıyla da rakip için çok büyük bir tehdit olan Smodis oynadığı takım için gerçek bir hücum silahı.
Belindeki sakatlığın nüksetmemesi durumunda Smodis'in Eurobasket 2007'ye damgasını vuracak isimlerden birisi olması tüm basketbol otoritelerinin ortak görüşü olmuş durumda.

Kadro
Sandi Cebular (196-G-86) Union Olimpija Ljubljana
Jaka Lakovic (186-G-78) AXA Barcelona
Aleksandar Capin (186-G-82) Whirlpool Varese
Goran Dragic (192-G-86) Polaris World Murcia
Radoslav Nesterovic (212-C-76) Toronto Raptors
Matjaz Smodis (205-F-79) CSKA Moskova
Uros Slokar (210-F/C-83) Toronto Raptors
Jaka Klobucar (198-G-87) Geoplin Slovan Ljubljana
Goran Jagodnik (202-F-74) WTK Anwil Wloclawek
Domen Lorbek (198-G/F-85) MMT Estudiantes Madrid
Gasper Vidmar (210-C/F-87) Fenerbahce Ulker
Erazem Lorbek (210-F/C-84) Lottomatica Virtus Roma

Antrenör: Ales Pipan


Türkiye


Milli takımlar bazında oldukça inişli çıkışlı bir grafiğe sahip olan Türkiye, 2001 yılında evinde düzenlenen Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda ikinci olarak tüm dikkatleri üzerinde toplamıştı. Altyapıdan gelen genç yıldız adaylarıyla tecrübeli isimlerin kaynaşmasına taraftar desteği de eklenince ortaya çıkan başarı gerçekten Türk basketbol tarihinin önemli kilometre taşlarından birini oluşturdu.


Ancak daha sonraki turnuvalarda alınan başarısız sonuçlar (2002 Indianapolis, 2003 İsveç, 2005 Sırbistan) sonrası 2001'de yakalanan başarı tamamen unutuldu. Bu arada Sırbistan dönüşü yaşanan olaylar sonrası takım birlikteliği de önemli ölçüde zarar gördü.

İsveç'teki Eurobasket 2003 sonrası Aydın Örs'ün yerine takım başına getirilen ve Eurobasket 2005 ile 12 Dev Adam ile ilk ciddi şampiyonaya katılan Bogdan Tanjevic, Türkiye'de düzenlenecek 2010 Dünya Şampiyonası için kadroda gençleştirmeye gittiğini açıkladı ve bunun ilk sonucunu Japonya?daki Dünya Basketbol Şampiyonası'nda almaya karar verdi.

Hüseyin Beşok gibi yeteneği, tecrübesi ve oynadığı pozisyon itibariyle alternatifi dünyada bile kolay bulunmayan bir oyuncuya, gençleştirme uğruna milli takım kapısını kapatarak önemli risk alan tecrübeli coach genç ama yetenekli kadrosundan sakatlıkları nedeniyle Hidayet Türkoğlu, Mehmet Okur ve Kerem Tunçeri'yi de yitirmiş olarak gittiği Japonya'da 12 Dev Adam'ı dünya altıncısı yapmayı başardı.

Eurobasket 2007 öncesi Kerem Tunçeri'nin yokluğuna rağmen Hidayet ve Mehmet'in de takıma katılmasıyla daha da güçlenen ay yıldızlılarda öncelikli hedef Dünya Şampiyonası'ndan çok daha zor bir turnuva olan Avrupa Şampiyonası'nda 2008 Pekin Olimpiyatları biletini almak olacaktır.

Litvanya, Almanya ve Çek Cumhuriyeti ile birlikte Mallorca grubunda yer alan Türkiye'nin özellikle Litvanya ile birincilik mücadelesi yapacağı belirtiliyor ancak NBA'da geçtiğimiz sezonun MVP'si Dirk Nowitzki'li Almanya'nın da her iki takımı yenebilecek gücünün olması bu üç takım arasında çekişmeyi daha da heyecanlı kılıyor.

Türkiye'de göze batan oyunculara göz atacak olursak guardlardan Serkan Erdoğan ve İbrahim Kutluay, forvetler Hidayet Türkoğlu, Ersan İlyasova ve Kerem Gönlüm ile forvet/pivot Mehmet Okur isimleri ön plana çıkıyor. Ancak Japonya'da, tecrübe eksikliklerine rağmen Cenk Akyol ve Engin Atsür gibi genç oyuncuların yaptıkları katkılar da gösteriyor ki takımdaki her oyuncunun alınması muhtemel galibiyetlerde pay sahibi olması kaçınılmaz olacaktır.

YILDIZ OYUNCU: MEHMET OKUR

12 Dev Adam'daki oyuncular içinde bu köşe için Hidayet, Serkan, İbrahim, Ersan ya da Kerem gibi oyuncuları da anlatabilirdik ancak Utah Jazz'da geçirdiği sezon ve yaptıkları itibariyle Mehmet Okur'un ayrı bir yeri olduğunu söylersek herhalde yanılmış olmayız.
Oyak Renault altyapısında yetişen ve Tofaş'ın altın döneminde takımda yer aldıktan sonra Bursa ekibinin basketbol şubesini kapatmasıyla Efes Pilsen'in yolunu tutan Mehmet, katıldığı 2001 draftında Detroit Pistons tarafından seçilir. Pistons kendisini bir sezon daha Avrupa'da oynaması için bıraktıktan sonra Memo'nun NBA macerası başlar.

İlk sezonunda Ben Wallace ve Elden Campbell gibi isimlerin arkasında çok fazla forma şansı bulmasa da 72 maçta 19,0 dakika, 6,9 sayı, 4,7 ribaund, 1,0 asist ortalamalarını tutturan ve konferans finalini gören Memo ikinci sezonunda ise Rasheed Wallace'nin gelişiyle benchten çıkamasa da zaman zaman yaptığı önemli katkılarla kendisini göstermeyi başardı. Coach Larry Brown'un fazla süre vermemesine rağmen aldığı süreleri olumlu değerlendiren Memo bir bakıma bir sezon sonra sahip olacağı kontratın temellerini atmış oldu. Bu arada Pistons ile o sezon kazanılan NBA şampiyonluğu ise bir Türk oyuncunun bu başarıyı tatması bakımından bir ilk olmuştu.

Pistons'ın Rasheed Wallace ile kontrat yapma kararı alması sonrası Pistons'da alacağı süre ve ücretin azalmasına kesin gözüyle bakılan Mehmet Okur daha sonra Utah Jazz'ın 6 yıllığına 50 milyon dolarlık teklifine 'evet' dedi.

Carlos Boozer ve Andrei Kirilenko gibi yükselen değerlerle aynı takımda buluşan Mehmet'in Salt Lake City'deki ilk sezonu sakatlıklardan ötürü takım başarısı olarak pek parlak geçmedi ancak bireysel anlamda gelişimini sürdürdü ve bunu istatistiklerine yansıtmaya devam etti. (82 maçta 28,1 dakika, 12,9 sayı, 7,5 ribaunt, 2,0 asist)

Jazz'daki ikinci sezonunda ise çok başarılı bir Mehmet Okur vardı ve Jazz'daki ilk sezonunda olduğu gibi ikinci sezonunda da normal sezondaki 82 maçın tamamında forma giyerek bir uzundan beklenmeyecek bir istikrar gösterdi. 35,9 dakika, 18,0 sayı, 9,1 ribaunt, 2,4 asistlik ortalamaları ise NBA kariyerinin en iyi ortalamaları olmuştu.

2006 Dünya Basketbol Şampiyonası'na sakatlığı nedeniyle katılmayan Memo, geçtiğimiz sezon ise bir önceki sezon yakaladığı istikrarı sürdürdü ve takımına kazandırdığı maç kazandıran son saniye basketleri, takımı Utah Jazz'ın takım başarısının bir ödülü olarak 2007 NBA All-Star Batı kadrosuna seçildi. Yaşanan sakatlıkların da yardımının da katkısı olsa da alınan bu başarı Mehmet Okur'u bir kez daha Türkiye'de bir ilk yaptı ve bu organizasyona katılan ilk türk basketbolcu oldu.

Şu an sadece Utah Jazz'ın değil NBA'nın en önemli uzunlarından birisi olan Mehmet Okur, ofansif yeteneklerinin yanısıra orta mesafe ve 3 sayılık atışlarındaki etkinliğiyle dikkat çekiyor. Dirk Nowitzki ile birlikte ligin en iyi üçlükçü uzunu olarak gösterilen Memo bu özelliğini geçtiğimiz sezon takımına maç kazandıran son saniye basketleriyle fazlasıyla gösterdi.

Kadro
Cenk Akyol (200-G-87) Efes Pilsen
Ermal Kurtoglu (207-C-80)Efes Pilsen
Kerem Gonlum (208-C/F-77) Efes Pilsen
Hakan Demirel (192-G-85) Fenerbahce Ulker
Ibrahim Kutluay (198-F/G-74) Fenerbahce Ulker
Semih Erden (211-C-87) Fenerbahce Ulker
Ersan Ilyasova (208-F-87) AXA Barcelona
Engin Atsur (193-G-84) Benetton Treviso
Hidayet Turkoglu (206-F-79) Orlando Magic
Ender Arslan (190-G-83) Efes Pilsen
Kaya Peker (207-C/F-80) TAU Ceramica
Mehmet Okur (210-C/F-79) Utah Jazz

Antrenör: Bogdan Tanjevic


Yunanistan


Yakaladığı müthiş jenerasyonla Belgrad'da düzenlenen 2005 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda altın madalya kazanan 2006 Dünya Basketbol Şampiyonası'nda ise ABD'yi yenmesine rağmen finalde İspanya'ya kaybeden Yunanistan, Eurobasket 2007'nin en büyük favorileri arasında yer alıyor.


Tabi bu müthiş jenerasyonun kulüp bazında takımlarına yaptıkları katkıları da unutmamak gerekiyor. Panathinaikos, CSKA Moskova, Dinamo Moskova gibi takımların kazandıkları Avrupa Kupaları'nda Dimitris Diamantidis, Thodoros Papaloukas, Antonis Fotsis ve Lazaros Papadopoulos gibi isimlerin katkıları çok fazlaydı. Bu müthiş jenerasyon içinde Fotsis'in geçmişteki başarısız NBA deneyimini saymazsak sadece Vasilis Spanoulis'in NBA yolunu tuttuğu görülüyor. Ancak o da muhtemelen yeni sezon da yeniden Avrupa'da ter dökecek.

Yakalanan bu müthiş jenerasyon, kusursuz bir uyum, arkadaşlık, savunma performansı ve 'Dragon' lakaplı Panagiotis Yannakis'in coaching yeteneğiyle birleşince mavi beyazlıları sahada yenmek gerçekten çok zor oldu.

Bu takım için 12 kişiden oluşan, yıldızı olmayan, bencillikten uzak ve kalpten oynayan bir takım deniyordu. Ancak geçen süreçte bu başarının mimarları birer yıldız oldular hatta NBA takımlarını peşlerinden koşturmaya başladılar ancak milli formayı giyer giymez yeniden o eşit seviyedeki 12 oyuncu haline gelmeyi çok iyi başarıyorlar.

Takımın tek olumsuzluğu, yıldız isimlerin yaş olarak 30?lara merdiven dayaması hatta geçmesi. Ancak bu durum henüz kendilerini olumsuz etkilemedi ve bu turnuvada da aynı dinamik ve savunmacı Yunanistan'ı izlememiz muhtemel.
Rusya, Sırbistan ve elemelerden gelecek takımla aynı grupta yer alan Komşu'nun bu gruptan lider çıkmaması büyük sürpriz olacaktır.

YILDIZ OYUNCU: THEO PAPALOUKAS

Bir oyuncu düşünün. Oynadığı takımın beyni ancak bu oyuncu her maçta kenardan gelerek katkı yapıyor ve hiç bir zaman 'Bu kadar başarılıysam niçin yedeğim.' Demiyor. Tabii bu potansiyeli de onu benchten gelmesine rağmen Avrupa'nın en pahalı oyuncusu yapacak kadar değerli kılıyor.

İşte Theodoros Papaloukas böyle bir oyuncu. ABD hala onun geçen yaz Japonya'da Yunanistan'a karşı oynadıkları yarı final maçında yaptığı 12 asisti konuşuyor.

Adeta bir altın madalya canavarı olan Papaloukas için Japonya'da alınan gümüş madalya bile sürpriz sayılabilir zira CSKA Moskova takımıyla da Euroleague'de kürsünün müdavimlerinin başında geliyor.

Uzun boyuna rağmen top hakimiyeti ve saha görüşüyle 1,2 ve 3 numaralı pozisyonlarda oynayabilen Papaloukas, Diamantidis ile beraber oynadığında hiç kuşkusuz Avrupa'nın en etkili guard ikilisini oluşturuyor.

Bu şampiyonada Papaloukas'ın enfes asistlerini izlemeye hazır olalım ve yaşı gereği yıldız oyununun izleyeceğimiz her maçının yanımıza kâr kalacağını unutmayalım.

Kadro
Theodoros Papaloukas (200-G-77) CSKA Moskova
Nikos Zisis (195-G-83) CSKA Moskova
Vasilis Spanoulis (193-G-82) Panathinaikos
Panagotis Vasilopoulos (202-F-84) Olympiakos
Nikos Chatzivretas (195-G-77) Panathinaikos
Dimos Dikoudis (207-F/C-77) Panathinaikos
Kostas Tsartsaris (210-F/C-79) Panathinaikos
Dimitris Diamantidis (196-G-80) Panathinaikos
Lazaros Papadopoulos (210-C-80) Real Madrid
Michalis Kakiouzis (206-F-76) Cajasol Sevilla
Michalis Pelekanos (198-F-81) Real Madrid
Giannis Bourousis (212-C-83) Olympiakos

Antrenör: Panagiotis Giannakis



GRUPLAR:









































Tarihçe:



30'lar

1932 yılında ortaya çıkışından 2 yıl sonra, henüz genç olan Uluslararası Basketbol Federasyonu bu sporu 1936 Berlin Olimpiyatları'na dahil etti.1933 yılında ise olimpiyatlara hazırlık olması düşüncesiyle bir Avrupa Şampiyonası düzenlenilmesine karar verildi.


İlk şampiyona...

Turnuvaya 10 takım katıldı. Madrid'te İspanya ile Portekiz arasında bir eleme maçı oynandı ve maçın hakemliğini İspanyol antrenörlerinden birisi yaptı. Faul kuralının olmadığı maçta gülen taraf 33-12'lik skorla İspanya oldu. Daha sonra finale kadar yükselen İspanyolların finaldeki rakibi Letonya idi. Amerikalılar gemilerle Letonya'ya sık sık geldiklerinden, Letonyalılar basketbolu onlardan görmüşlerdi. Dolayısıyla diğer herkesten daha iyi oynuyorlardı ve maçı 24-18 kazanıp turnuvanın galibi oldular. O zamanlar kazanan takıma madalya verilmiyordu, bu gelenek daha sonra çıktı. Ayrıca, maçlar o zaman açık alanlarda oynanıyordu.

Baltık dayanışması!

Organizasyonu düzenleyen FIBA, bir sonraki Avrupa Şampiyonası'nın, bir önceki şampiyonayı kazanan takımın ülkesinde yapılmasını kararlaştırdı. 1937'deki şampiyona Riga'da yapılacaktı ancak Letonya'daki maddi yetersizlikten dolayı turnuva Letonya dışında yapıldı.

Afrika etkisi

1937 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nın en ilginç notu ise Mısır'ın turnuvaya katılması oldu. Bunun sebebi ise Afrika Kıtası'ndan başka hiçbir takımın olmamasıydı.

Turnuva formatı

1930'larda birçok sistem denendi ancak en başarısız olanı hiç şüphesiz 1939 yılında Litvanya'da düzenlenen turnuvadaki oldu. Tüm takımları lig usulü birbirleriyle oynadı ve hiç eleme turu olmadı. Bu da turnuvanın ilk maçını oynayan Letonya ve Litvanya'nın, turnuvanın en güçlü iki takımı oldukları için finalde de karşılaşmalarını sağladı. Litvanya mutlu sona ulaştı ve yenilgisiz şekilde üst üste 2. şampiyonasını kazandı.


40'lar

2. Dünya Savaşı, Avrupa'da çok büyük bir etki yaptı. Sadece ekonomik anlamda değil, coğrafik anlamda da bu etki kendisini gösterdi. Litvanya ve ilk turnuvanın şampiyonu Letonya, Sovyetler Birliği'ne katıldı.


1945 yılında FIBA, barış ortamı sağlanması için şampiyona düzenlemek istedi ancak yok olan ülkeler ve askere gitmek zorunda kalan oyuncular yüzünden bu gerçekleşmedi. Bir yıl sonra FIBA, bu şampiyonayı düzenlemek için İsviçre'yi seçti ve Avrupa Şampiyonası bir kez daha Cenevre'ye geldi.

İlk jump shot

1946 Avrupa Şampiyonası'na damga vuran isim İtalyan Giuseppe Stefanini oldu. Sadece Avrupa'nın en üst düzey oyuncularından biri olduğu için değil, tarihteki ilk jump shot'ı deneyen isim olduğu için de.

2 dev geliyor...

1947 Avrupa Şampiyonası, tarihte ilk kez, gelecek 50 yıla damgasını vuracak iki ülkeye tanıklık etti. Yugoslavya ve Sovyetler Birliği. Şampiyonaya 14 takım katıldı ve bu bir rekordu. Turnuvanın sonunda gülen, tüm rakiplerine ortalama 25 sayı fark atan Sovyetler Birliği oldu.

En ilginç şampiyona

1949 yılında düzenlenen şampiyona belki de şimdiye kadar düzenlenen en ilginç turnuva oldu. Her şeyden önce turnuva Avrupa'da değil Mısır'da düzenlendi ve toplam 8 takımın katıldığı turnuvada sadece 5 takım Avrupa takımlarıydı.

Sovyetler Birliği, 1947 yılındaki şampiyonayı kazanmış olmasından dolayı bu turnuvayı düzenleme hakkına sahipti ancak Sovyet yetkililer bunu istemeyince Avrupa Şampiyonası Sovyetlerde yapılamadı. 1947'de ikinci olan Çekoslovakya da, bir önceki organizasyona ev sahipliği yaptığı için, ev sahipliği yapma hakkı 3. olan Mısır'a gitmiş oldu.

Havayolunun pahalı olmasından dolayı Fransa, Mısır, Yunanistan, Türkiye, Hollanda, Lübnan ve Suriye'nin katıldığı bu turnuva tarihin en zayıf şampiyonası oldu. Turnuva sonunda zafere ise ev sahibi Mısır ulaştı. Fransa ikinci, Yunanistan da üçüncü oldu.

50'ler

1950'lerde basketbolda kontrol tamamen Sovyetler Birliği'nin elindeydi. 5 turnuvanın 4'ünü kazanıp, birinde 3.olmuşlardı. Toplamda oynadıkları 49 maçın 47'sini kazanıp sadece 2'sinde mağlup olmuşlardı. Bu iki yenilgi de 1955 Avrupa Şampiyonası'nda geldi.


Statlarda basketbol!

Savaş sonrası birçok Avrupa ülkesi, basketbol gibi kapalı alan gerektiren sporlara yeniden yapım aşamasındaydı. 1951 Avrupa Şampiyonası dışındaki tüm turnuvalar, basketbol oynanacak kapalı bir yer olmadığından futbol sahalarında düzenlenmişti.
Bunun tek istisnası 1951'de Paris'te düzenlenen turnuva oldu. Maçların yapıldığı salon 12 bin kişilik Vel d'Hiver salonuydu. Moskova, Budapeşte, Sofya ve İstanbul futbol stadı kullanan diğer yerlerdi.

Hava koşulları bir etkendi ancak hiçbir şampiyona yağmurdan dolayı aksamadı. En çok korkulan Rusya'da bile hava güneşliydi ve hiç sorun yaşanmadı.

İyi ama mükemmel değil...

Sovyetler Birliği, tüm bu dominantlığına karşın mükemmel değildi. 1955'te Budapeşte'de düzenlenen Avrupa Şampiyonası'nda 2 kez yenildiler.

18 takımın katıldığı turnuva o güne kadar bir rekordu ve sadece 12 günde 89 maç yapılacak demekti. Şampiyona ayrıca, ilk kez 30 saniye kuralının uygulanmasından dolayı da büyük önem taşır. Bu sebepten olacak ki Polonya'nın İngiltere karşısında aldığı 140-44'lük galibiyet, tarihin en çok sayı atılan maçı oldu.
Sovyetler Birliği'nin ilk sınavı Çekoslovakya'ya karşıydı ve bu maçı 81-74 kaybettiler. Ardı ardına kazandıkları 32 galibiyetten sonra elde edilen ilk yenilgiydi. Daha sonra yarı finale kadar yükselen Sovyetler, burada da ev sahibi Macaristan'a 82-68 yenildi ve turnuvayı 3. sırada tamamladı.

60'lar

1961 yılına kadar düzenlenen her Avrupa Şampiyonası'na isteyen ülke katılabiliyordu. Bu da takım sayısının her geçen gün artmasını ve dolayısıyla organizasyonun da zorlaşmasına sebep oldu.

Bunun üzerine FIBA katılımcıların sayısını 16'ya düşürdü. Her isteyen yine başvurabilecekti ancak öncelikle eleme turlarını geçmek zorundaydılar. Bu kural ilk olarak 1963 Wroclaw Şampiyonası'nda uygulandı.

İlk modern şampiyona

1967'de düzenlenen turnuva modern çağın ilk Şampiyonası olarak kabul edilir. Finlandiya'da düzenlenen turnuvanın maçları Tampere ve Helsinki'de yapıldı. Tarihte ilk kez uluslararası medya, maçları takip etmiş ve Avrupa'ya yayın yapmıştır.

Yugoslavlar uyandı

Sovyetler Birliği hiç şüphesiz en iyi takımdı ancak basketbol sahnesinde boy göstermeye hazırlanan Yugoslavlar da bu sporu iyi yapıyorlardı.

1960'lardan önce Yugoslavya kendisini bir basketbol ülkesi olarak görmüyordu ancak 1961'de Belgrad'da düzenlenen şampiyonadan sonra her şey değişti. Finale kadar yükselen ev sahibi takım, o maça kadar turnuvada 24 sayı ortalama ile oynayan Korac'ın yokluğunda Sovyetler Birliği'ne 60-53 yenildi.

Korac, 1963 ve 1965 yıllarında düzenlenen turnuvaların da sayı kralı oldu ve Yugoslavya bu süreçte bir gümüş, bir de bronz madalya elde etti. Ayrıca 1967 ve 1969 yıllarında da finalde Sovyetler'e kaybeden Yugoslavlar gümüş madalyada kaldı.

İlk MVP

İlk MVP ödülü 1963 yılında İspanyol Emiliano Rodriguez'e gitti. İspanya takımının en önemli ismi olan oyuncunun takma adı ?durdurulamayan ofansif güç idi.

70'ler

Yugoslavya 60'lı yıllarda Sovyet'lere kafa tutamasa da, 70'lerde bu tabuyu yıktı. Son 10 yıl içerisinde Yugoslavya 3 Altın madalya kazandı bunlardan ikisi finalde Sovyetler Birliğine karşı oynanan maçlardı. Bu istikrardan sonra Yugoslavya Avrupa'nın bir numarası oldu.


Üstünlük savaşı 1970 Dünya Şampiyonasında başladı. Yugoslavya ev sahibi ülkeydi ve ülke ilk büyük başarısını bu şampiyonada elde etti. Bu başarı önemsiz yıldızlarla elde edildi.

Mücadele 1971 de Batı Almanya'da düzenlenen Avrupa Şampiyonası ile devam etti. İki tarafta yenilgisiz olarak finale kadar geldiler. Oyunun büyük bir kısmında Yugoslavya güçlü rakibini yenecek gözüküyordu ama olmadı. Şampiyonada MVP seçilen Cosic, maçta Zarmukhamedov'u 20 de 3 gibi bir şut yüzdesinde tutmayı başararak Sovyetlerin maçı 69-64 kazanmasını sağladı.

Bu Sovyetler Biriliğinin üst üste kazandığı 8. Altın Madalyaydı.
Ama her güzel şeyin bir sonu vardı. 1973'ten sonra Yugoslavya 3 Altın madalya kazanarak büyük bir çıkış yakaladı. 1973'teki turnuvasının heyecanı, İspanya'nın yarı finalde Sovyetler birliğini yenmesiyle yaşandı.

Yugoslavya finalde büyük bir avantaj sağlayarak İspanyayı 78 - 67 yenme başarısı gösterdi.

1975 Şampiyonasında tekrardan iki takım yenilgisiz olarak Belgrad'ta finalde buluştular. Sovyetler Birliği'nden Sergey Belov'un 29 sayısı Sovyetler adına maçı kurtarmaya yetmedi ve Sovyetler Birliği Avrupa Şampiyonası tarihinde finallerde ilk defa kaybetti.
Yugoslavya bu başarısını Belçika'da düzenlenen bir sonraki Avrupa Şampiyonasında tekrarladı. Finalde rakiplerini 74 - 61'lik bir skorla yendikten sonra 'Basketbolun en iyi takımı' olarak anılmaya başlandılar.

Yugoslavlar kendilerini ıspatlamışken, Sovyetler 1979 oyunlarında eski güçlerinden ne kadar uzak olduklarını kanıtladılar. 1978'de Filipinler'de Yugoslavya Dünya şampiyonasını kazanarak başarısını perçinledi ve bir önceki başarısının tesadüf olmadığını göstermiş oldu.

1979'daki Avrupa Şampiyonası İtalya'daydı ve Yugoslavya turnuvanın açılış maçında İsrail'e 77 - 76 kaybederek kötü bir başlangıç yapmış oldu. Finallere çıkmak için Sovyetler birliği ile karşılaşan Yugoslavya rakibine 96 - 77 yenilerek altın madalya ümitlerini kaybetti ve finalde İsrail'i devirmeyi başaran Sovyetler Birliği 70'li yılları bir numara olarak kapattı.

Batıya gidiş

70'lerde genellikle Doğu Avrupa ülkeleri ekol olmaya başladılar bunlar; Sovyetler Birliği, Yugoslavya, Çekoslovakya, Macaristan, Litvanya, Letonya ve Polonya güçlü olan devletlerden birkaçı.
Batı Avrupa iyi oyuncular yetiştirmeye başlamıştı. Bunlardan, 1963 MVP'si Emiliano Rodriguez (İspanya), Sandro Riminuccdi, Kolokhitas (Yunanistan), Veiko Vainio (Finlandiya) ve Beugnot (Fransa) gibi isimler sadece birkaçıydı ama bu ülkeler hala iyi takım oluşturamıyorlardı.

1970'lerde İtalya ligi Avrupa'nın en zor liglerinden biri haline gelmişti. İgnis Varese Takımını 10 kere Avrupa Kupalarında finale taşıdı ve bunlardan 5'ini kazanarak büyükbir başarıya imza attılar. Milli Takımda ise Dino Menegin ve Pierluigi Marzorati gibi isimler sayesinde İtalya Milli takımı bir yükselişe geçti ve 70 ve 80'li yıllarda 3 bronz madalya kazandılar.

İspanyada güçlü takımlar kurmaya başladı. Clifford Luyk ve Wayne Brabender gibi Amerika kökenli iki oyuncu sayesinde 1974 oyunlarında gümüş madalya kazandılar.
Sonunda İsrail başarı için büyüklüğün gerekli olmadığını kanıtladı. 1979 yılında Yugoslavya'yı yenerek gümüş madalya almaya hak kazanmaları basketbol dünyasında büyük bir şok etkisi yarattı.

80'ler

1980'ler büyük takımların kurulmasında yetenekli oyuncuların önemini gösterdi. Drazen Petrovic, Arvydas Sabonis, Nikos Galis, Detlef Schrempf, Fernando Martin gibi isimler 80'lerde basketbolun gelişmesinde ve bizim bildiğimiz modern çağan basketbol oyun anlayışının oluşmasına yardımcı olan isimlerdi.


Avrupalı oyuncuların gelişmesindeki bu hız, NBA'inde dikkatini çekerek onları Avrupalı yetenekli oyuncuları araştırmaya itti. 1985'teki Almanya Avrupa Şampiyonasında ilk defa NBA'den gelen görevliler Avrupalı yetenekli oyuncuları değerlendirmeye aldılar.
Belli ki gördüklerinden etkilenen bu görevliler sayesinde Rik Smits (Hollanda), Detlef Schrempf (Almanya), Fernando Martin (İspanya), Georgi Glouchov (Bulgaristan) and Uwe Blab (Almanya) gibi isimler basketbol kariyerlerine NBA de devam ettiler.

Batının Atağı

1980'lerde Batı Avrupa en iyi basketbol takımlarını bünyesinde barındırmaya devam etti. Sovyetler Birliği ve Yugoslavya hala podyumun en üst basamağını hakimken, İtalya ve İspanya; Yunanistan'da Nikos Galis ve Panagiotis Yiannakis gibi oyuncular Yunanistan'a basketbolda altın çağlarını yaşatırken, gelişmiş basketbol ekolüne doğru büyük bir atılım gösterdiler.

İtalya 1980 Olimpiyatlarında gümüş madalya kazandıktan sonra 1983'de Fransa'da Avrupa Şampiyonasında Altın madalya kazanarak bu başarısına devam etti. İtalya grup maçlarında önce Yugoslavya'yı yenerek daha sonra finalde karşılaştığı İspanya'yı devirerek bu başarıya imza atmış oldu.

İspanya Altın madalya kazanamamasına rağmen Sovyetler Birliği'ni yarı finalde devirmesi onları haklı olarak göze çarpan bir takım haline getirdi. Ama 80'lerin yeni yıldızı hiç şüphesiz Yunanistan'dı.1987'deki şampiyonaya kadar bir başarısı olmayan Yunanlılar bu tarihten sonra Avrupa sahnesinde söz sahibi olmaya başladı. 1987 yılında kendi topraklarında düzenlenen turnuvanın çeyrek finalinde İtalya'yı, yarı finalinde Yugoslavya'yı yenerek finalde Sovyetler Birliği'nin rakibi oldu. Final maçı 17 bin yunan seyircinin önünde oynandı ve takımın yıldızı Galis 40 sayı attı. Ancak maçın kahramanı son iki serbest atışı sayıya çevirip, Yunanistan'ın maçı uzatmalar sonunda kazanmasını sağlayan Kambouris'ti. Bu galibiyet Yunanistan tarihine altın harflerle geçmiştir.

3 sayılık atışın takdim edilmesi

1985 Avrupa Şampiyonası, 3 sayılık atışların ilk kez kullanıldığı turnuva olarak tarihe geçti. Yeni kural 1984 Olimpiyatlarından sonra işlemeye başladı. Bu kural maçlarda inanılmaz bir etki yaptı. 1983'de takımlar ortalama 165 sayı atarlarken, 1985'te bu sayı 189'a yükseldi.

90'lar

90'ların başında Avrupa'da yaşanan sıkıntılar iki basketbol ülkesini tamamen değiştirdi. Komünist rejimin yıkılmasıyla Sovyetler Birliği dağıldı. Aynı şekilde Yugoslavya da.


Yugoslavya yeni politik gerçekleri sahada hisseden ilk takım oldu. Roma'da düzenlenen 1991 Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda Drazen Petrovic ve Vrankovic gibi isimler katılmadı. Fakat Toni Radja ve Toni Kukoc'la bile onlara kafa tutabilecek bir takım yoktu. Saha dışında Yugoslavya başka problemler de yaşadı. Yaşanan savaş sonrası ülke ikiye ayrıldı ve bunun etkisi sahaya da yansıdı. Juri Zdovc ilk kurbandı. Turnuva başladıktan 2 gün sonra Slovenya bağımsızlığını ilan etti. Bunun üzerine Zdovc'e artık oynamaması emri verildi. Bununla da kalmadı ve oyuncu otelde kalmaya zorlandı ve hiçbir arkadaşıyla konuşmasına izin verilmedi.

Diğer yanda ise Sovyetler aynı sıkıntıları yaşıyordu. Komünist rejim yıkılıp, ülke bölünmeden önce turnuvaya katılan Sovyetler, ilk turda Çekoslovakya, İsrail ve Fransa'nın bulunduğu eleme grubunda yer aldı. Bu üç takım da 13 kez Avrupa Şampiyonu olmuş güçlü takımla boy ölçüşebilecek durumda değildi. Ancak işler evdeki hesap çarşıya uymadı ve Sovyetler Birliği 3 maçını da kaybederek turnuvadan elendi. O anda Sovyet oyuncuların bilmedikleri şey, aynı bayrak altında son kez mücadele etmiş olmalarıydı.

Almanya sürprizi

90'ların en büyük sürprizi 1993 yılında Almanya'da düzenlenen turnuvada gerçekleşti. Kendi evinde düzenlenen turnuvada favori gösterilmemelerine rağmen Almanlar büyük bir başarıya imza attılar.

Yugoslavya politik sebeplerle turnuvaya alınmadı. Hırvatistan, Slovenya ve Bosna Hersek gibi takımlar ilk kez şampiyonaya katıldılar.

Almanya'nın kadrosunda NBA yıldızı Detlef Schremph yoktu ancak takım tecrübeli oyunculardan kuruluydu. Elemelerde grubu ikinci bitiren Almanlar, çeyrek finalde güçlü İspanya ile karşılaştı. Son dakikalara 6 sayı ile önde giren İspanya olmasına rağmen Almanlar, yapılan hataları iyi değerlendirip uzatmalar sonunda maçı kazandı. Yarı finalde rakip Yunanistan'dı. Yıldız oyuncularının yaşlanmasıyla pek fazla varlık gösteremeyen Yunanistan, Almanya'ya kafa tutamadı ve ev sahibi takım 76-73 kazanıp adını finale yazdırdı. Finaldeki rakip tabi ki Rusya idi. Tüm zamanların en çekişmeli ve zevkli karşılaşmalarından birine sahne olan maçta son 15saniyeye Rusya 70-68 önde girmişti. Alman coach Pesic mola aldı. Moladan sonra topu Christian Welp aldı ve içeriye kadar girip smaç yaptı. Bir de faul kazanan Almanya, faul atışını da sayıya çevirerek 71-70 ile maçı kazandı ve altın madalyanın sahibi oldu.

Klasik final

1995 yılında Atina'da yapılan turnuvanın final maçı tüm zamanların en iyilerinden biri oldu. Finalde, 2 yıldır turnuvalara katılmayan Litvanya ve Yugoslavya vardı. Politik sebeplerden dolayı bir önceki turnuvaya katılamayan Yugoslavlar başarıya hasret kalmıştı. Bodirogo, Savic, Rebreca'lı kadrosuyla Yugoslavlar, Sabonis'li, Marciulionis'li Litvanya ile mücadele edecekti.

Yugoslavya'dan Djordjevic'in 42 sayılık performansı finallerde gösterilen en iyi performanslardan biriydi. Litvanya'dan Marciulionis de 32 sayı, 6 ribaunt, 6 asist gibi süper bir performans gösterse de Yugoslavların maçı 96-90 kazanmasına engel olamadı. Maçın ikinci devresinde bir ara Litvanya sahadan çekilmek istedi ancak Yugoslav oyuncular rakip takım oyuncularıyla konuştuktan sonra Litvanyalılar tekrar sahaya döndüler ve maç devam etti.

Sonuç olarak Litvanyalılar psikolojik olarak kendilerine yenildiler. Yugoslavlar ise ara verdikleri Avrupa sahnesine muhteşem bir dönüş yaptılar.

21.yüzyıl

2001 yılında Türkiye'de yapılan şampiyonada Yugoslavya bir kez daha altın madalya kazanarak ne kadar güçlü olduğunu gösterdi. 12 Dev Adam ise final maçında rakibiyle başa baş mücadele etti ancak 78-69 mağlup olmaktan kurtulamadı. Yugoslavya hiç maç kaybetmeden şampiyon olmuştu. Turnuvanın sayı kralı Nowitzki'li Almanya ise bronz madalya elde etti.


2003 yılında İsveç'te düzenlenen turnuvaya ise eski bir Sovyet ülkesi olan Litvanya damgasını vurdu. Finalde İspanya'yı 93-84 yenen Litvanya, Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra bağımsızlığını ilan edip şampiyon olan ilk ülke oldu. Gasol'lü İspanya gümüş madalya kazanırken, İtalya bronz madalyada kaldı. Milli Takımımız ise hayal kırıklığı yaratarak 12. olabildi.

2005 yılında durak bu kez Belgrad'tı. Nowitzki'li Almanya finale yükselmişti ve rakip güçlü Yunanistan'dı. Herkes, Alman yıldızın önderliğinde Almanya'nın maçı kazanmasını bekliyordu fakat takım oyununu çok iyi oynayan Yunanistan herkesi şaşırttı ve altın madalyanın sahibi oldu. Almanya ikinci, Fransa ise 2001 yılından sonra bir kez daha 3. sırayı elde etti. Milli takımımız bu şampiyonada da ancak 12. olabildi.



TURNUVA FORMATI:




ÜNLÜLERDEN TAHMİNLER:

Sedat Balcı (Sporx Yazarı/Editörü)
Finali Kim Oynar: İspanya - Litvanya
Şampiyon Kim Olur?: İspanya
Sürpriz Takımınız: Litvanya
Yıldız Adayınız(MVP): Pau Gasol
Türkiye Ne Yapar?: Çeyrek finalde elenir
Umut Çelik (Sporx editörü)
Finali Kim Oynar: İspanya - Litvanya
Şampiyon Kim Olur?: İspanya
Sürpriz Takımınız: Litvanya
Yıldız Adayınız(MVP): Nowitzki
Türkiye Ne Yapar?: Gruptan çıkar bir sonraki turda elenir
Mete Aktaş (NBA Türkiye Dergisi Genel Yayın Yönetmeni)
Finali Kim Oynar: İspanya - Yunanistan
Şampiyon Kim Olur?: İspanya
Sürpriz Takımınız: Litvanya
Yıldız Adayınız(MVP): Dirk Nowitzki
Türkiye Ne Yapar?: Çeyrek finale yükselir
Kaan Kural (Vatan Gazetesi Yazarı)
Finali Kim Oynar: İspanya - Litvanya
Şampiyon Kim Olur?: İspanya
Sürpriz Takımınız: Slovenya
Yıldız Adayınız(MVP): Pau Gasol
Türkiye Ne Yapar?: Çeyrek finalde elenir
Cem Şengezer (Sporx Yazarı)
Finali Kim Oynar: İspanya - Yunanistan
Şampiyon Kim Olur?: İspanya
Sürpriz Takımınız: Rusya
Yıldız Adayınız(MVP): Juan Carlos Navarro
Türkiye Ne Yapar?: 7. bitirir
Cem Çetin (Referans Gazetesi Yazarı, E-Kolay.net)
Finali Kim Oynar: İspanya - Yunanistan
Şampiyon Kim Olur?: İspanya
Sürpriz Takımınız: Hırvatistan
Yıldız Adayınız(MVP): Pau Gasol
Türkiye Ne Yapar?: 7. bitirir
Altar Tunçkol (Antalya BŞB. Asistan Koçu)
Finali Kim Oynar: İspanya - Litvanya
Şampiyon Kim Olur?: Litvanya
Sürpriz Takımınız: Litvanya
Yıldız Adayınız(MVP): Sarunas Jasikevicius
Türkiye Ne Yapar?: 5.'lik 8.'lik maçı oynar
Murat Murathanoğlu (NTV Basketbol Spikeri)
Finali Kim Oynar: İspanya - Yunanistan
Şampiyon Kim Olur?: İspanya
Sürpriz Takımınız: Hırvatistan
Yıldız Adayınız(MVP): Jose Calderon
Türkiye Ne Yapar?: Olimpiyat vizesi alır
Murat Didin (Deutsche Bank Skyliners Head Koçu)
Finali Kim Oynar: İspanya - Yunanistan
Şampiyon Kim Olur?: Yunanistan
Sürpriz Takımınız: Litvanya
Yıldız Adayınız(MVP): Theo Papaloukas
Türkiye Ne Yapar?: Yarı final oynamalı
Murat Özyer (Galatasaray Cafe Crown Head Koçu)
Finali Kim Oynar: İspanya - Yunanistan
Şampiyon Kim Olur?: Yunanistan
Sürpriz Takımınız: İtalya
Yıldız Adayınız(MVP): Theo Papaloukas
Türkiye Ne Yapar?: Olimpiyat vizesi alır


Umut Güneş (Sporx yazarı)
Finali Kim Oynar: Litvanya - Yunanistan
Şampiyon Kim Olur?: Yunanistan
Sürpriz Takımınız: Türkiye
Yıldız Adayınız(MVP): Theo Papaloukas
Türkiye Ne Yapar?: Çeyrek final oynar
Çağdaş Doğan (Fotomaç Gazetesi Dış Haberler Sorumlusu)
Finali Kim Oynar: İspanya - Litvanya
Şampiyon Kim Olur?: İspanya
Sürpriz Takımınız: Slovenya
Yıldız Adayınız(MVP): Pau Gasol
Türkiye Ne Yapar?: Çeyrek finalde elenir

Konu Mete Gültekin tarafından (09.09.07 Saat 15:32 ) değiştirilmiştir..
Mete Gültekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla

Heyyy! Karakartal bu konuyu sosyal paylaşım sitelerinde yaplaşmak ister misin? Paylaş tüm Beşiktaşlılar Haberdar olsun.
Bu mesajından dolayı Mete Gültekin teşekkür edenler:
massecre058 (14.06.08)
Bu Konuyu Beşiktaşlılarla Paylaşmak İster misin?
Sayfayı E-Mail olarak gönder
Alt 03.09.07, 05:06   #2
Erdener Karataş
Avatar Seçmemiş
____________________
 
Mesajlar: n/a
BJKARENA Üye No:
Alt 03.09.07, 16:32   #3
Mete Gültekin
Mustafa Denizli
 
Mete Gültekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
____________________
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 9.548
BJKARENA Üye No:6246
Teşekkür: 766
1.402 mesaja, 316 teşekkür
BJK Puanı: 96749
Şehir:

Almanya çok ters geliyor!



Almanya çok ters geliyor!

35. Erkekler Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda (C) Grubu'nda Türkiye'nin yarınki rakibi Almanya, (A) millilere ''ters'' geliyor. (A) Milli Basketbol Takımı, Batı ve Doğunun birleşmesinden sonra Almanya ile yaptığı 18 maçın 14'ünü yitirirken, 4 maçtan da salondan galibiyetle ayrıldı.

İki Almanya'nın birleşmesinin ardından ilk kez rakibiyle deplasmanda 11 Haziran 1992'de Super Cup maçında karşılaşan Türkiye, rakibine 17 sayı farkla yenildi. Bu maçtan sonra 1999'a dek yaptığı 5 maçı da yitiren Türkiye, ilk galibiyetini Fransa'daki 31. Avrupa Şampiyonası finallerinde elde etti.

Fransa'da Almanya ile 2 kez karşılaşan (A) milliler, 31. Avrupa Şampiyonası 2. tur 2. maçında rakibini yenmeyi başardı, ancak 7.'lik maçında yenilerek 8. oldu.


-TANJEVİÇ DÖNEMİNDE GALİBİYET YOK-


(A) Milli Takım, baş antrenör Bogdan Tanjeviç döneminde Almanya ile yaptığı 3 maçı da kaybetti.

Milliler, Almanya'da hazırlık turnuvası Super Cup'ta rakibine 2004 yılında 67-50, 2006'da ise 70-56'lık skorlarla yenildi. (A) Milli Takım, Sırbistan-Karadağ'da yapılan 34. Avrupa Şampiyonası Finalleri'nde de eleme maçında Almanya'ya 66-57 yenilerek turnuvaya veda etmişti.


-ALMANYA İLE 18 MAÇIN SONUCU-


Türkiye'nin Doğu ve Batı'nın birleşmesinden sonra Almanya ile yaptığı 18 maçın sonuçları şöyle:


Organizasyon Tarih Yer Sonuç
-------------------------------------------------------
Super Cup 11.06.1992 Almanya 68-85
Özel Maç 16.06.1992 Almanya 110-125
Özel Maç 17.06.1992 Almanya 76-96
Avrp. Şamp. 28.06.1993 Almanya 64-77
Super Cup 06.06.1997 Almanya 70-72
Super Cup 04.06.1999 Almanya 74-83
31. Avrupa Şamp. 27.06.1999 Fransa 63-55
31. Avrupa Şamp. 03.07.1999 Fransa 67-86
Nations Cup 01.12.1999 Almanya 74-80
Super Cup 02.09.2000 Almanya 65-55
Nations Cup 25.11.2000 Ankara 89-76
Novo Mesto Turn. 17.08.2001 Slovenya 84-85
32. Avr.Şmp. 08.09.2001 İstanbul 79-78
Özel Maç 15.08.2003 Almanya 82-83
Özel Maç 16.08.2003 Almanya 64-78
Super Cup 22.08.2004 Almanya 50-67
34. Avr.Şamp. 20.09.2005 Sırbistan-Kar.57-66

Super Cup 04.08.2006 Almanya 56-70


(Not: Maçlar Türkiye-Almanya şeklinde düzenlenmiştir.)



-ALMANYA İLE 37. MAÇ-


(A) Milli Takım, Doğu, Batı ve 2 ülkenin birleşmesinden sonra Almanya ile tarihindeki 37. maçına çıkacak.

Türkiye, Doğu Almanya ile 4, Batı Almanya ile 14 ve Almanya ile 18 olmak üzere toplam 36 maçta, 15 galibiyet, 21 yenilgi aldı.

Doğu Almanya ile yaptığı 4 maçın 3'ünü kazanan Türkiye, rakibini 13 Haziran 1990'da FIBA Turnuvası'nda 64 sayı farkla (118-54) yenerek, en farklı skorlu galibiyetini aldı.

Milliler, Batı Almanya ile yaptığı 14 maçın 8'ini kazanırken, 6 maçta da salondan yenik ayrıldı.

(A) Milli Takım, 36 maçta rakip potalara 2 bin 607 sayı gönderirken (Maç başına 72.4), kendi potasında 2 bin 619 sayı (Maç başına 72.75) gördü.
Mete Gültekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.09.07, 16:38   #4
Mete Gültekin
Mustafa Denizli
 
Mete Gültekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
____________________
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 9.548
BJKARENA Üye No:6246
Teşekkür: 766
1.402 mesaja, 316 teşekkür
BJK Puanı: 96749
Şehir:

Devler sahne alıyor: Türkiye-Litvanya



Devler sahne alıyor

Avrupa Basketbol Şampiyonası için 1.5 aylık hummalı bir hazırlık süreci geçiren 12 Dev Adam, İspanya'da madalya avına çıkıyor. A Milliler, grupta ilk maçını bugün Japonya'daki Dünya Şampiyonası'nda iki kez yendiği Litvanya ile oynayacak.


Bundan tam 10 yıl önce, 1997'de yine İspanya'da boy göstermişlerdi. Girona ve Barcelona'da ilk sekiz hedefine güç bela ulaşıp, ülkeye "buruk" bir biçimde dönmüşlerdi.

Aradan yıllar geçti, çıta her geçen gün yükseldi. Artık sıra zoru başarmaya, 2006 Japonya Dünya Şampiyonası'ndaki altıncılıktan sonra Türk milletine yeni bir zafer daha yaşatmaya geldi...

"Matadorlar cenneti" İspanya'da, bu kez Hidayet'li, Mehmet'li kadrosuyla başa güreşmek için yola çıkan Devlerimiz, zorlu Avrupa Şampiyonası maratonuna, Litvanya mücadelesiyle girecek.

Devlerimiz, Japonya'da iki kez yendiğimiz, ancak bu kez eskisinden güçlü bir Litvanya ile C Grubu'nun ilk sınavında TSİ 21.30'da karşı karşıya gelecek. Aynı grupta Çek Cumhuriyeti ile Almanya ise TSİ 18.00'de kozlarını paylaşacak. Milliler, grupta ilk üçe girerse ikinci tur gruplarına kalacak.

Strateji değişti

Coach Tanjevic, savunma aksaklıkları, ribaund sıkıntısı ve Serkan'ın sakatlığının kendilerini yeni bir strateji belirlemek zorunda bıraktığını belirterek, "Litvanya, İspanya ve Yunanistan ile birlikte Avrupa'nın en iyi üçü arasına girer. Ama biz, onları yenecek yolu bulmaya çalışacağız. Mağlubiyetlere de hazır bir yapıya sahip olmalıyız. Kimse dayak yemeden cennete gitmedi" dedi.

TÜRKİYE
Mehmet
Ermal
Hidayet
Engin
Ersan


LİTVANYA
Siskauskas
Jasikevicius
Javtokas
Kleiza
Songalia


Saat: 21.30
Salon: Veledrome
TV: NTV (Naklen)
Mete Gültekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 03.09.07, 16:47   #5
İrfan Özşeker
Bjkarena Kurucusu (Beşiktaşdelisi)
 
İrfan Özşeker - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
____________________
 
Üyelik tarihi: Jun 2006
Yaş: 28
Mesajlar: 10.778
BJKARENA Üye No:3
Teşekkür: 7.433
1.402 mesaja, 316 teşekkür
Ruh Halim:
BJK Puanı: 2016413
Şehir:

Dev Adamlarımıza yürekten başarılar. İnş. güzel bi netice alırlar.
İrfan Özşeker isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.09.07, 01:31   #6
Mete Gültekin
Mustafa Denizli
 
Mete Gültekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
____________________
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 9.548
BJKARENA Üye No:6246
Teşekkür: 766
1.402 mesaja, 316 teşekkür
BJK Puanı: 96749
Şehir:

İspanya'da Navarro şoku



İspanya'da Navarro şoku

Eurobasket 2007'nin açılış maçında Portekiz ile karşılaşacak olan turnuvanın favorilerinden ev sahibi İspanya'da Juan Carlos Navarro şoku yaşanıyor.

AXA Barcelona forması giyen yıldız guardın sağ ayağındaki sakatlık nedeniyle üç maçtan oluşan ilk tur grup maçlarında forma giymeyeceği belirtildi. Yapılan testler sonrası kaslarda küçük bir yırtığa rastlanan Navarro'nun ikinci tur maçlarına kadar dinlendirileceği öğrenildi.
Mete Gültekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.09.07, 01:33   #7
Mete Gültekin
Mustafa Denizli
 
Mete Gültekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
____________________
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 9.548
BJKARENA Üye No:6246
Teşekkür: 766
1.402 mesaja, 316 teşekkür
BJK Puanı: 96749
Şehir:

Eurobasket 2007'de ilk gün



Eurobasket 2007'de ilk gün

İspanya'nın ev sahipliğinde düzenlenen Avrupa Basketbol Şampiyonası ile basketbol dolu günler tekrar başlıyor. Birbirinden çekişmeli maçlara sahne olması beklenen ve 2008 Pekin Olimpiyatları'na Avrupa kıtasından katılacak takımların belli olacağı şampiyonanın ilk gününde 12 Dev Adam, Litvanya ile turnuvanın ilk maçına çıkıyor.
Mete Gültekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Alt 04.09.07, 01:35   #8
Mete Gültekin
Mustafa Denizli
 
Mete Gültekin - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
____________________
 
Üyelik tarihi: Jun 2007
Mesajlar: 9.548
BJKARENA Üye No:6246
Teşekkür: 766
1.402 mesaja, 316 teşekkür
BJK Puanı: 96749
Şehir:

12 Dev Adam kötü başladı: 86-69



12 Dev Adam kötü başladı: 86-69

Avrupa Basketbol Şampiyonası'nda 12 Dev Adam ilk maçında Litvanya'ya 86-69 mağlup oldu. Palma de Mallorca'da oynanan maçın ilk periyoru dışında etkili olamayan milliler sahadan yenik ayrılarak ilk maçında galibiyetle tanışamadı.


Turnuvanın favorilerinden olan Litvanya karşısına Hido, Memo, Ersan, Engin ve Ermal 5'iyle çıkan Türkiye ilk periyotta bir ara 10'a 5 öne geçti fakat daha sonra hücumda etkili olamayınca geriye düştük. Litvanya özellikle yıldızı Sarunas Jasikevicius ile etkili oldu. Maç boyunca gerek 2 sayılık atışlarda gerekse 3 sayılık atışlarda düşük yüzdeyle oynayan 12 Dev Adam son periyotta farkı bir ara 10 sayıya kadar indirse de sahadan 17 sayı farkla yenik ayrılmaktan kurtulamadı.

Bir önceki Avrupa Şampiyonası'nda da açılış maçını oynadığımız Litvanya'yı bu kez deviremeyerek turnuvaya istediğimiz gibi başlayamadık. Bir sonraki maçta Almanya ile mücadele edeceğiz.
Mete Gültekin isimli Üye şimdilik offline konumundadır   Alıntı ile Cevapla
Cevapla


Bu Konuyu Paylaş


Konuyu Toplam 1 Üye okuyor. (0 Kayıtlı üye ve 1 Misafir)
 
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Yeni Mesaj yazma yetkiniz aktif değil dir.
Mesajlara Cevap verme yetkiniz aktif değil dir.
Eklenti ekleme yetkiniz aktif değil dir.
Kendi Mesajınızı değiştirme yetkiniz aktif değil dir.

Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-KodlarıKapalı
Gitmek istediğiniz klasörü seçiniz

Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar son Mesaj
Tarihçe Saim İşgören Euro 2008 11 11.06.08 10:19
AB sürecinde Madrid-Ankara ekseni Bahadır Tekin Bjkarena Geri Dönüşüm Forumu 0 06.10.07 12:31
İspanya 1. Ligi başlıyor Mete Gültekin Basketbol 0 06.10.07 10:26
İspanya tırmanıyor Saim İşgören Euro 2008 0 03.06.07 16:09
İspanya çalkalanıyor Saim İşgören İspanya La Liga 0 16.11.06 23:05


Bütün Zaman Ayarları WEZ +3 olarak düzenlenmiştir. Şu Anki Saat: 01:55 .


BJKARENA 2006 - 2012
Kuruluş: 23 Haziran 2006
www.bjkarena.net
BEŞİKTAŞ BURADA!
Hemen Hediye

http://www.bjkarena.net
Bu Site 7Gen Bili?im Taraf?ndan Yap?lm??t?r.